Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Prof.Dr.Albert Mehriman’ın 1960’lı yıllarda iletişime dair yapmış olduğu araştırma sonuçları şöyledir;
BEDEN DİLİ %55
SES TONU %38
KELİMELER %7
1960’dan bugüne çok şey değişti diyeceksiniz, çok haklısın ama bir insanın dış görünüşüne bakması gerektiği değişmedi sanırım. Hatta pazarlama seminerlerinde BEDEN DİLİ’nin orantısının daha da yükseldiği ifade ediliyor.
Beden dili deyince bir insanın dış görünüşü ve kendini ifade ediş [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Kapı kapı dolaşmak suretiyle, mal satan satıcı işe yeni başladığı halde, kısa sürede başarılı olur ve iyi para kazanır. Oysa kendisinden önce işe girenler, onun kadar başarılı değillerdir. Bir gün arkadaşları, bunun sırrını öğrenmek isterler. Aldıkları yanıt ilginçtir; “Çaldığım her kapıda, karşıma çıkan bayana, kaç yaşında olursa olsun önce ‘Anneniz nerede?’ diye sorarım.”
Şimdi bu [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Gençlik yıllarımda Cumhuriyet Gazetesi okurdum. Magazinden nefret ederdim. Sonra kişisel gelişim konularına merak sardım. Yine magazinden nefret ediyordum. Magazinin içindeki insan duygu ve davranışlarını göremiyordum. Sonra sonra farkında olmadan magazin okumaya başladım. O kadar garip olayları keşfetmeye başladım ki, bakış açım değişti. Artık her gazete haberinde veya televizyon programında insan davranışlarını görür oldum. Şimdi gazetelerdeki [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Eski yazılarıma bir göz atarsanız şu başlıkla karşılaşırsınız: “Erkekler, iyi ki varsınız”. Bu yazım için çok mail gelmişti. Erkekler itiraz etmişlerdi. Yazımda cinsellik konusunda kadınların daha seçici olduğunu erkeklerinse bu konuda daha rahat olduklarını yazmıştım. Gelen maillerde de şöyle diyordu;
“Tamam kadınlar seçicidir ama erkeklerin doğaları kadınlardan farklı olduğu için erkekler seçici davranamazlar. Onun için [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Türk insanını zaman zaman anlamakta zorluk çekiyorum. Meyve veren ağaç taşlanır diyorlar ve böylece sorumluluktan kurtuluyorlar. Neden meyve veren ağacı taşlıyoruz anlayamıyorum. Hani bir şarkı vardır ya:
Ben güzele güzel demem
Güzel benim olmayınca
Bence bu sadece kıskançlıktır. Güzel benim olmasa da ben güzele güzel derim.
Bunları neden yazıyorum biliyor musunuz? Bugünlerde gazetelerde okuduğum bir haber yüzünden. [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Hiç aşık oldunuz mu? Ben oldum Hem de üç kere.
Bu dünyada hiç aşkı yaşamadan ölenler de var. Hatta aralarında aşk diye bir şey yoktur bile diyenler var. Aşkı yaşayan insanın yüreği daha yumuşaktır. Çünkü inanılmaz acı yaşamıştır. O acı ile olgunlaşmıştır.
Peki aşık olduğunuz ve aşkınıza kavuşamadınız. Ya da o sizi yeteri [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
İlk aşık olduğumda 18 yaşındaydım. İlk görüşte bir aşktı bu. Onu gördüğümde yanımdaki arkadaşıma şöyle demişim tabii ki ben hiç hatırlamıyorum; “İŞTE ARADIĞIMI BULDUM”
Neydi ki aradığım ilk bakışta bulduğumu anladım. Hiç konuşmadan. Kimdir, nerede yaşar, bunların hiç birini sormadan aradığımı bulduğuma karar vermişim. Her zaman yazıyorum ki aşk ayakları yere basmayan mantığın hiç olmadığı [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Bir erkeğin hayatına kim bilir kaç kadın girer ve çıkar? Hangisine sevgilim, hangisine kadınım diye hitap eder acaba? İkisinin arasında ne fark var diyeceksiniz. Çok fark var. Şimdi ben kadın gözüyle erkekleri yazmak istiyorum. Ya da olmasını istediğim gibi yazıyorum. Yanlış isem lütfen beni mailleriniz ile uyarınız.
Bir erkeğin hayatına giren kadınların hepsi sevgilidir. [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
“İnsan kendini yalnızca insanda tanır” cümlesi Goethe’ye aittir. Bu sözü bugün kullanmak istedim. Çünkü zaman zaman ne istediğimize karar veremediğimiz anlar oluyor. Bazen zorlanıyor kendi duygularımızı bile tanımıyoruz. Karşımızdaki kişide aradığımız özellikler konusunda çok emin olmadığımız anlar oluyor. Bugün size Kanadalı bir Kızılderili’nin harika bir şiirini yazmak istiyorum. Belki duygularınıza tercüman olur:
Geçinmek için ne yaptığın [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Yazılarımdan etkilenip bana mail atanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Ortak bir dert var. Bir çoğu aynı soruyu soruyor: “Birini seviyorum ama o bir türlü arkadaşlık teklifimi kabul etmiyor. Ne yapmalıyım?”
Bana danışmanlık için gelen bir çok kişi de aynı sorunları dile getiriyor. Bu durumda bazen sorun bizde bazen de karşı taraftadır. Karşı taraf sürekli aranmak, [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Özellikle genç ile yaşlı arasında görüş farklılıkları olduğundan çatışmalara neden olabiliyor. Her iki taraf için de bunun nedenini anlayarak anlayışlı olması gerekir ama hayat öyle hızlı geçiyor ki kimsenin nedenini düşünecek vakti yok.
Oysaki bu çatışmalar çok normal. Kimsenin suçu da yok. Son yıllarda yaşadığımız teknoloji furyasını hepimiz yaşıyoruz. Eskiden duygular gözlerin içine bakılarak ve elini [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Bu haftaki yazımda gelen maillerden çıkarttığım sonuçları yazmak istiyorum. İnanılmaz çok mail geliyor. Hepsine de cevap yazıyorum. Gelen maillerden çıkarttığım ortak sorunlar,
1- Tek taraflı sevgi
Tek taraflı ilişki yaşayanlar genellikle ilgisizlikten şikayetçiler . Şöyle ifade ediyorlar; “Birlikte olduğumuz anlar harika oluyor. O da beni çok seviyor ama beni aramıyor. Ben ararsam konuşuyoruz. Bana çok iyi davranıyor. [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Bu haftaki yazımı hafta ortalarında yazıp Maksimum.com göndermiştim. Ama son anda fikir değiştirdim ve bu yazının yayınlanması için editör arkadaşa rica ettim. Çünkü bu sabah bu düşünce ile uyandım. Pazar sabahı saat 06.00 ve ben bilgisayarın başındayım. Kafamın içindeki sorgulamayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Dün Hürriyet Gazetesi’nin (10.3.2007 tarihli gazete) Güzin Abla köşesinde bir yazı okudum. [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Son aylarda keyifle okuduğum bir dergi var. Cuma günleri çıkıyor. Derginin adı sadece K. Dergisi Alkım Yayınları çıkarıyor. Cuma günlerini dört gözle bekliyorum. Bugün size bu dergiden alıntılar yapmak istiyorum. Bu konuyu zaten uzun süredir yazmak istiyordum. Çoğumuzun yaşadığı duyguları yazmak istiyorum.
Yaşadığımız bir ilişki bittikten sonra (bu evlilik veya flört de olabilir), uzun süren bir [...]
Posted by: tulaybilin on: 22/02/2009
Zuhal Olcay’ın bir filmini seyretmiştim. Filmin adı “Dünden Sonra Yarından Önce” idi. Kariyer peşinde olan bir karı kocayı canlandırıyorlardı. İkisinin de çok yoğun iş temposu vardı. Karı koca birbirlerine deli gibi aşıktılar. O yoğun iş temposunda birbirlerine zaman ayırmak için deli oluyorlardı ama özellikle kadının iş temposu daha yoğundu. İş seyahatleri çoktu. Kocası sürekli onu [...]
Posted by: tulaybilin on: 17/02/2009
Görür görmez bir aşk değildi bu. Giderek büyüyen bir aşktı. Birlikte olmaktan hoşlanmayla başladı. Biraz bakışma, biraz ilgi, biraz farkındalık, biraz merak ve biraz hayranlık. Asla bir teklif yoktu. Benimle birlikte olur musun demeden. Sadece gözlerin konuştuğu bir hoşluk. Hayatımın her alanıyla ilgilendi. Sadece o bundan hoşlanır diyerek yapılan davranışlar. Bir koruma iç güdüsüydü. Benim [...]
Posted by: tulaybilin on: 17/02/2009
Dün bir ilki gerçekleştirdim. Hediye fuarının içinde bir konferans verdim. Konusu ise “Hediye seçiminde duyguların önemi” idi. Bu tür bir seminer bugüne kadar hiç yapılmadı. Hediye seçiminin de konferansı mı olur diyeceksiniz. Böyle bir konferans vermemi istedir. Ben de verdim. Benim için de bir ilkti. Ama harika oldu. Son hazırlıklar yapılırken halk da yerini aldı. [...]
Posted by: tulaybilin on: 17/02/2009
Bu hafta bir kitapta (Sözlü Dövüş Sanatı) şöyle bir yazı ile karşılaştım.
“Hawaii adasında yaşayanlar iyi niyeti kendilerine özgü şekilde tarif ederler, onu aloha diye adlandırırlar. Hawaii’de genellikle içten bir selamlama ve yolcu etme sözcüğü olarak kullanılan aloha, başkalarının iyiliği için bencil olmayan anlamına geliyor. Aloha koşulsuz sevgi demektir.”
Bu yazıyı okuyunca koşulsuz sevgiye karşı düşüncelerimi [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Bugün size yıllar önce mail yoluyla elde ettiğim ve çok faydalandığım güzel cümleler yazmak istiyorum. Hepsi üzerinde tek tek tartışmak gerekli. Açılımlarını yorumlamak gerekli. Bunu zaman içinde yapmayı düşünüyorum. Yazıyı size sunuyorum.
- Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun.
- Bir konuşmanın hemen öncesinde asla yemek yeme.
- Mesleğinin dümenlerini öğrenmekle zaman yitirme. Mesleğini öğren.
- [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Genç kız nihayet uyanmıştı. Tüm gece boyunca uyumuştu. Gözlerini ovuşturdu. Elbiselerini düzeltti. Şaşkındı.
“Neredeyim ben? Siz kimsiniz?”, “Demek dün gece neler olduğunu hatırlamıyorsun?”, “Çok içtiğimi hatırlıyorum o kadar….”, “Evet, kapıyı sana açığımda çok sarhoştun gerçekten. Kapıyı açar açmaz bana ilk söylediğin söz şuydu; “Ben tanrının hediyesiyim”. Genç kız bu söz karşısında utancını gizleyemiyordu. Bir şeyler söylemek [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Bugünlerde aşık olmak istiyorum. Neden mi? Sabahları saat 7.30-08.00 gibi Bostancı sahiline yürüyüşe çıkıyorum. Yarım saat hızlı tempoda yürüdükten sonra sahile belediyenin koyduğunu spor aletlerinde spor yapıyorum. Sonra tekrar yarım saat eve yürüyüş. Eve gelip duşumu aldığımda dünyanın en mutlu insanı ben oluyorum. Bazen sabah yürüdüğümden tatmin olmuyorum ve akşam da çıkıyorum yürüyüşe. Kadıköy yakasının [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Ayrılık ve bitişler. Hangisi daha az acı verir acaba? Bana ayrılıklar daha acı veriyor. Çünkü benim dışımda gelişen bir olay gibi geliyor bana. Yani verilmiş bir kararı yaşıyormuşum gibi. Ayrılık benim duygularıma cevap vermiyor. Tek verdiği şey, sadece acı. Ayrılıklarda bir tercih yapmak zorunda kalıyor insan. Ben tercihleri sevmiyorum. Ben tercihi yaşayarak yapmak istiyorum. [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Merak ettiniz değil mi bu aşk yazısını yazan acaba hiç aşık oldu mu diye. Evet tam 3 kere aşık oldum. Aşklarım zamanla olgunlaştı. Her biri birbirinden iyiydi..
İlk aşık olduğumda 18 yaşındaydım. Hiç unutmuyorum 14 temmuz idi. Onu ilk gördüğümde yanımdakine
“İşte aradığımı buldum.” demişim. İlk bakışta aşk buna derler işte. Gençlik aşkı. Şimdi bir bakışta aşık [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Aşk mı sevgi mi sizce? Hangisi daha huzur verici bir duygu? Aşk cesaret ister. Aşk acıtır. İnsanın ayaklarını yerden keser. Sağlıklı düşünmeye engel olur. En kötü tarafını bile hoş görürüz. Biliyorsunuz bakmakla görmek ayrı şeylerdir. Aşkta insan sadece bakar, görmez olur. İnsanı sosyal hayattan koparır. Sadece onu düşünürüz. Hayat adeta durmuş gibidir. Panik atak bile [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Çocukluğumdan beri duyduğum bir tanım var; Aptal sarışın!
Bu tanıma uyan bir kadın olmayı asla düşünmedim ve hayatım boyunda da olmama mücadelesi verdim. Tabii bu mücadeleyi o kadar abarttım ki; akıllı görünücem diye kadınlığımı unuttum. Öyle yıllar yaşadım ki çok süslü bir kadın olmak boş kafalı ile eş anlamlıydı. Ne kadar sade ne kadar erkeksi [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Bu köşede yazı yazmaya başlayalı 2 seneyi geçti. Yazılarım hep Kişisel Gelişim başlığı altında oldu. Bu başlığın altında duygularımız, düşüncelerimiz ve davranış biçimlerimiz hakkında yazılar yazdım.
Çok kereler aşk ve sevgi üstene yazdım. Kendi aşklarımı yazdım. Eğrisiyle doğrusuyla aynen yazdım. Kaç kere aşık olduğumu anlattım size. Keyiflerimi yazdım. Üzüntülerimi yazdım. Kendimle hesaplaşmalarımı yazdım. Seyrettiğim filmlerdeki duygu [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
“Kral Arthur, bir soruya doğru cevap verebilirse hayatı kurtulacak, aksi takdirde ölecektir. Soruya doğru cevap verebilmesi için bir sene süresi vardır. Sorusu aynen şöyledir: “KADINLAR NE İSTER ?”
Bu soru tabii ki dünyanın en zor sorusu. Ancak, kralın fazla bir tercih şansı yoktur. Ülkesine geri döner. Türlü alimlere bilir kişilere danışır ama soruya tam bir [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Bilirsiniz kadınları anlamak zordur. Tam anladım sanırsınız ki sil baştan. Çünkü kadın her yaşta farklı özellikler gösterir. 20’li yaşlara kadar olan dönem ergenlik sayılabilir. 20-30 yaş arası kafasında kavak yelleri estiği yıllardır. Aşık olur ama bir türlü aşkını ifade edemez. Her aşk inanılmaz mutsuzluk getirir. Bir türlü istediklerini ifade edemez. 30-35 arası olgunluğa geçiş dönemi. [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Yılbaşının ertesi günüydü. Gündüz televizyonum açıktı. CNNTÜRK kanalında akşam programıyla ilgili reklam vardı. 5N 1K adlı programda saat 20.00′de Tema Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın olacağını anons ediyordu. Bu iki kişiyi de tanıyorum. Kişisel olarak tanımıyorum. Medya dünyasından tanıyorum. Yaptıklarını çok beğeniyorum. Akşam saati televizyonun karşısına oturdum. Zevkle programı izledim. [...]
Posted by: tulaybilin on: 06/02/2009
Olay İngiltere’de geçiyor; yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar, ama biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemişler. Yaşlı bey [...]
Posted by: tulaybilin on: 06/02/2009
Bugün bir duygumuz hakkında düşüncelerimi yazmak istiyorum. Bu yazıyı yazmadan önce şöyle bir internette dolaştım. Bazı bilimsel yazıları okudum. Psikolojideki korku kelimesini araştırdım. Ama şunu ifade etmek istiyorum ben doktor değilim. Onun için yazılarıma bilimsel olarak bakmak doğru olmaz. Ben yaşanan günlük hayatın içindeki duyguları irdeliyorum. Sadece duygularımı ve yaşadıklarımdan çıkarttığım sonuçları yazıyorum. Gerçi ben [...]