Posted by: tulaybilin on: 09/08/2009
4 Aralık 2004 tarihli Dünya Gazetesinde Berna Sağlam Naipoğlu “Bambu ağacından” yola çıkarak harika bir vazgeçmeme hikayesi anlatmıştı. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
“… Bambu ağacı tohumu eker ve sularmış. İlk yıl hep toprağa ve dolayısıyla tohuma su vermekle geçermiş. İkinci yıl aynı işlem devam edermiş. Tohum itinayla sulanır ve dikkat edilirmiş. Ondan sonraki üç sene yine [...]
Posted by: tulaybilin on: 23/06/2009
“Almanya’da Naziler komünistleri içeri attı, sesimi çıkarmadım. Çünkü komünist değildim. Sonra Yahudiler’i içeri tıktılar. Bu kez de sesimi çıkarmadım. Çünkü Yahudi de değildim. Derken sıra sendikacılara geldi. Ben hala susuyordum. Çünkü sendikacı da değildim.
Sonunda beni de götürdüler. Ve kimse sesini çıkarmadı. Zira sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
Prof. Martin Niemuller
Olaylar karşısında ne kadar susuyoruz acaba? Çok tepkisiz [...]
Posted by: tulaybilin on: 23/06/2009
Kararsız kaldığımız çok anlarımız olmuştur. İnsani duygularımızı kaybetmediğimiz sürece de olacaktır. Eski insanlar her türlü durum için bir atasözü söylemişler. Bazı durumlar vardır ki işin içinden çıkılmaz. Şöyleki;
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Ya da;
İki ucu boklu değnek.
Karar veremediğimiz zamanlarda bu sözleri söyleriz. Ama bir şekilde de bu durumu aşarız.
Bazen kararsızlığımız bilgisizliğimizden [...]
Posted by: tulaybilin on: 24/04/2009
Aldığım maillerden çıkardığım bir sonuç var. Çok fazla kişi ‘Hayır’ diyememekten şikayetçi. Hangi zamanlarda ‘Hayır’ demeliyiz? Bu sadece bize yapılan tekliflere ‘Hayır’ demek anlamına gelmiyor. Bize yapılan bir haksızlığa da ‘Hayır’ demeliyiz. Bize yapılan haksızlıklar karşısında çoğumuz ‘aman boş ver bir dahaki sefere söylerim. Bir kereden bir şey çıkmaz’ deriz. Ama içimiz bir kere burulmuştur. [...]
Posted by: tulaybilin on: 30/03/2009
Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak
atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin
genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle
çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak
istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası..
Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine
sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir
kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla [...]
Posted by: tulaybilin on: 09/03/2009
Radyo programı yaptığım yıllarda özenle her hafta programımı kaçırmadan dinleyen ve mutlaka programıma bağlanıp düşüncelerini dile getiren bir dinleyicim vardı. Kendisi de kişisel gelişim ile yakından ilgiliydi. Her hafta yapıcı katkısı olurdu bana. Selahaddin Vatansever ismindeki bu dinleyicim bir gün bana kendi çıkardığı bazı notları vermişti. Bugün onun bu yazısını sizinle paylaşmak istiyorum.
Hiç kendine sordun [...]
Posted by: tulaybilin on: 04/03/2009
Çok uzun süredir internette yazılarım dolaşıyor. Çok fazla site yazılarımı kullanıyor. Ancak çok yeni kendime bu web sitesini kurdum ve bütün yazılarımı burda topladım. Bu site hayata geçeli bir ay oldu. Diğer sitelerde yazılarım devam edecek, oralarda daha bilimsel yazmaya devam edeceğim. Ama burada daha özgürüm. Burası benim evim. Misafir değilim. Site daha yeni yapılanma [...]
Posted by: tulaybilin on: 03/03/2009
25 yıldır kişisel gelişim ile ilgileniyorum. Profesyonel olarak eğitim vermeye 10 yıl önce başladım. Yazmaya başlayalı ise 5 yıl oldu. Son 3 yıldır yazılarım internet sitelerinde geziyor. 3 yıl her hafta yazdım. Şimdi de NTV okurlarıyla buluştuk.
Sıkıntılı bir günümdü, kişisel gelişim uzmanı Sayın Mümin Sekman’la sohbet ediyorduk. Nedenini bilmediğim bir sıkıntı içinde olduğumu söyledim. [...]
Posted by: tulaybilin on: 03/03/2009
Daha önceki yazılarıma bakarsanız Söz Söyleme Sanatı başlıklı bir yazım var. Orada da belirttiğim gibi derdini iyi anlatabilmek ve yerinde ve zamanında cevap verebilmek, kişi için çok önemli bir beceridir. Bunu beceremeyen insanlar ya çok üzülürler ya da kaba kuvvetle derdini anlatmaya çalışırlar. Tabii ki kaba kuvvet kendine güven duyan insanın işi değildir. Cümleleri iyi [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Düşünmek ile konuşmak arasında çok fark vardır. Hatta yazmak arasında daha da çok fark vardır. Birçok insan bunlardan sadece birinde çok başarılıdır. Ama diğerine gelince biraz çekimser kalır bir türlü derdini anlatamaz. Bazı insanların analitik düşünce yapıları vardır. Anında olayı çözer. Bazı insanlar bu düşündüklerini kaleme almada inanılmaz beceri sahibidirler. Ama gel gör ki bir [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Hiç birimiz dünyaya bilgi dolu olarak gelmeyiz. İyi veya kötüyü bu dünyada öğreniriz. 18 yaşına geldiğimizde de olgunluk çağına ulaşmış olamayız. Çünkü fikirlerimizi sürekli değiştirerekten ve de hata yaparaktan öğreniriz hayatı. Şimdi geriye dönüp baktığımda ne çok hata yaptığımı görüyorum. Kendimi bildim bileli değişim yaşıyorum. Kim bilir bundan sonrada ne çok değişim yaşayacağım. Değişim yaşamak [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Bir insanın hayatında, yaşadığı ülkenin kültürü ne kadar önemli değil m? Onun için genellikle başka ülkelere çalışmak için giden insanlar oralara alışmakta zorluk çekerler. Zorlukları yaşadıktan sonra alışan da var tabii. “Asla, ben buralarda yapamam” diye ülkesine dönen de var.
Kültür farklılıkları ve geleneklerimiz bu değişik yaşam biçimlerini ortaya çıkarıyor. İnsan daima kendisinden daha ilerde [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
33 yıllık full-time iş hayatımdan sonra artık özgürüm. Okuyorum ve yazıyorum. Daha da önemlisi bol bol seminer veriyorum. Seminerleri çalışma hayatımın içine sıkıştırmak zorunda değilim artık. Kendime çok zaman ayırabiliyorum. Maillerimin hepsine tek tek cevap veriyorum. Yazı yazabilmek için okumam gerekli tabii. Saatlerce okuyorum. Çok keyifli bir süreç yaşıyorum. Seminerlere de zaman ayırdığım için sevinçliyim. [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Biz insanların egoları neden şişkin dersiniz. Beğenilmek ve sevilmek hepimizi mutlu eder de ondan. Çoğumuz eleştiriye gelemeyiz. Hele bazılarımız eleştiriye tamamen kapalıdır. Bence yapıcı eleştiri iyidir. İnsanı alır bir yerlerden bir yerlere taşır. Eğer o taşımada ruhumuz da taşınırsa işte tadına doyum olmaz.
Kimimiz toplumun kurallarına aynen uymak isteriz. Neden derseniz, beğenilmek için derim. Kimi [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Size bu hafta Vatan gazetesi yazarı Okey Gönensin’in köşesinde yazdığı bir yazıyı aktarmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz:
Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye varır. Karşılaştığı köylülere kendisine yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler dervişe kendilerinin fakir ve evlerinin de küçük olduğunu söyleyip onu Şakir diye birinin çiftliğine gönderirler. Derviş [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Yazılarıma iki hafta ara verdiğim için özür dilerim. Bir hafta ben izin yaptım bir hafta da sevgili editörüm izin yaptı. Sanki sizlerden bin yıldır ayrı kalmışım gibi bir his var içimde. Şükür kavuşturana derler ya, çok sevinçliyim şu anda.
Bilgisayarımın başındayım ve parmaklarım inanılmaz hızlı bir şekilde beynimden geçenleri klavyeye döküyor.
Son zamanlarda mail trafiği inanılmaz hareketlendi. [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Her zaman yazıyorum bazen bir yazı yazabilmek için 5 kitap okumam gerekiyor. Sürekli kendimi yenilemem gerektiğine inanıyorum. Yoksa yazılar hepsi birbirinin aynısı olur ve bu da sizi sıkar. Son günlerde biliyorsunuz “Sır” isimli bir kitap ortalığı kasıp kavuruyor. Aslında kuantum fiziğini anlatıyor. Yani çekim yasası. Kitabı okuyunca hemen aynı konu ile ilgili ne kadar kitap [...]
Posted by: tulaybilin on: 22/02/2009
2-3 gün süren seminerlerimin bitiminde katılanlara son kez bir soru sorarım: “Bu seminerde sizi en çok etkileyen ne oldu?” Nerdeyse %90 ‘ı tek bir şey söyler; “En çok hayatınızdan verdiğiniz örnekler beni etkiledi. Ben de yapabilirim diye düşünüyorum.”
Öyleyse LEWIS CASS doğru söylemiş: “İNSANLAR SÖYLEDİKLERİNİZDEN ŞÜPHE EDEBİLİRLER, AMA YAPTIKLARINIZA İNANIRLAR”
Bir işi bilimsel olarak okumak insanı [...]
Posted by: tulaybilin on: 22/02/2009
Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinası ve küçücük bir dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış. Yük taşımış, bulaşıkçılık [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Bugün size yıllar önce mail yoluyla elde ettiğim ve çok faydalandığım güzel cümleler yazmak istiyorum. Hepsi üzerinde tek tek tartışmak gerekli. Açılımlarını yorumlamak gerekli. Bunu zaman içinde yapmayı düşünüyorum. Yazıyı size sunuyorum.
- Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun.
- Bir konuşmanın hemen öncesinde asla yemek yeme.
- Mesleğinin dümenlerini öğrenmekle zaman yitirme. Mesleğini öğren.
- [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Size daha önce alışveriş çılgınlığı ile ilgili bir yazı yazmıştım. Durun hemen nerede diye telaşlanmayın. Katagorilerden ‘Alışveriş’i seçin. Yazının başlığı ‘Ruhumuzu besleyen alışverişler’
İnanın o yazıyı yazdığımda böyle bir hastalık olduğunu hiç bilmiyordum. Sadece olayı uzun süredir kendimde gözlemlediğim için dikkatimi çekiyordu. Sonra dikkat etmeye başlayınca bu konuda çok fazla yazı yazıldığını gördüm. Ayrıca alışveriş [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Başarı önemli bir kelime. Hepimizin hayatında yeri var.Şimdi neye göre başarı diyeceksiniz. Haklısınız hiç itirazım yok. Herkesin kendine göre kıstasları olabilir. Başarının hayatımıza getirdiği en olumlu duygu mutluluktur. Mutlu olduğum zaman sindirim sistemim harika çalışıyor, her gün yüzüme sürdüğüm makyaj malzemeleri o gün bir başka güzel duruyor, o gün kuaförüm saçımı çok güzel yapıyor. Saç [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Geçen haftaki yazımı bitirirken bu hafta ne yazacağımı son satırlarda belirtmiştim. Size hatırlatma yapmak için geçen haftaki yazımın son paragraflarından başlamak istiyorum.
“Yeni gençlere bakıyorum daha yirmili yaşlarda çalıştığı büyük bir holdingden istifa edebiliyor. Kendilerine öylesine güvenleri var ki ben master yapmaya gidiyorum ya da yurt dışına gidiyorum diyebiliyor. Nasıl olsa masterını bitirdikten sonra daha [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
2 Haziran 2008 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Ayşe Arman’ın bir röportajını okudum. Prederic Beigbeider’in son romanı (Pardon Nasıl Yardımcı Olabilirim?) üzerine bir sohbetdi. Roman Moskova’da geçiyor. Kitapta Rus kadınlarını anlatıyor. Yazar özellikle Rus kadınlarını anlatırken aslında erkeklerin ne istediklerini anlatıyor.
Ayşe Arman; “Rus kadınları neden farklı?” diye soruyor:
- Rus kadınları farklılar. Mesele sadece güzellik değil; özgür ve [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu, düşmüş işte.
Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı, belki üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprak da biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Başarılı olmamak için o kadar çok nedenimiz var ki. Sağlığım bozuk, maddi durumum iyi değil, büyük şehirde değilim ya da ben herkes kadar akıllı değilim. Çalışmamak için bir bahane buluruz. Zannetmeyin ki çok başarılı insanlar yetenekliler.
EDİSON diyor ki; Başarı, %1 yetenekse, %99 terdir. Onun için boşuna bahane bulmayalım. Şunu kabul edelim biraz tembeliz. [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;
“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım.
Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim.
Yaşadığım [...]
Posted by: tulaybilin on: 10/02/2009
Çoğu köşe yazarları yaparlar bunu. Ben de çok yaparım. Özellikle kişisel gelişim kitaplarında da vardır. “Ne var?” diye soracaksınız. Yazdığımız konu hakkında önemli birinin söylediği söz ile süsleriz yazımızı. Ben süslemekten ziyade çok inandığım bazı sözleri kullanırım. Çünkü o sözleri ilk okuduğumda hemen kağıda döker odamın bir duvarına asarım. Günlerce gelir gider okurum. O sözü [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Son zamanlarda yazılarımı okuyanların sayılarının çok arttığını düşünüyorum. Bu bir tahmin değil. Gelen mailler bile beni bu düşünceye itiyor. İnanılmaz çok mail alıyorum. Daha çok gençlerden mail geliyor. Hepsinin ortak bir noktası var, hayattan pek keyif alamamak. Çünkü hayatlarına bir yön verememekten şikayetçiler.
Bazen hepimiz yaparız. Çok şikayet ederiz. Ama çarenin bizde olduğunu bir türlü anlayamayız. [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Başarı kelimesini çok seviyorum. Tabii ki içinin dolmuş halini. İçi boş kavramları sevmiyorum. Başarının birçok tarifi var. Ama ben bir tanesini kendime daha yakın hissediyorum.
BAŞARI; istediğin yaşam biçimini yaşamaktır.
Başarının hayatımıza getirdiği en olumlu duygu, mutluluktur. Yalnız unutmayın ki başarılı insanlar çok zeki olduklarından başarılı olmamışlardır. Onlar sadece çok çalıştıkları için başarılıdırlar.
EDİSON; Başarı %1 genetik ise, [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
20 yıldan fazla bir zamandır kişisel gelişim ile ilgileniyorum. Her zaman şunu ifade ederim. Kendi üstümde denemediğim hiçbir davranışı başkasına önermem. Öncelikle kendim denerim yani hayatıma geçiririm sonra da başkalarına öneririm.
Bunu şunun için yazıyorum. İnsanların hayatlarında çok acı günler olabilir. En acısı da ölüm acısıdır. İnsanlar mutlaka acılarını yaşamalılar. Yani yaslarını tutmalılar. Acılarıyla yüzleşerek yani [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Bu hafta bir arkadaşımdan güzel bir mail geldi. Harika bir filmin hikayesiydi. Ama hikayenin altında isim yazmıyordu. Kim kaleme almış bilmiyorum. Sizlere bu hikayeyi yazmadan önce internette bir araştırma yaptım ve buldum. Ahmet Altan Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde yazmış. Frank Capra’nın “Bu muhteşem bir hayat” isimli filmi. Eski bir Amerikan filmi. Ahmet Altan filmi anlatmış ve [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
“Bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken, içlerinden ikisi bir çukura düşmüş. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplanıp, çaresiz bir şekilde bakıyorlarmış.
Çukur bir hayli derin olduğundan düşen arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyormuş.
Yukarıdaki kurbağalar, boşuna çabalamamalarını söylemişler arkadaşlarına;
-Çukur çok derin. Dışarı çıkmanız imkansız!
Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam etmişler. Yukarıdakiler ise [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Çocukluğumda bir insan 45 yaşına geldi mi, yaşlıydı benim için. Hatta ölebilirdi bile. Oysa şimdi bakıyorum, hayat 40’dan sonra başlıyor. Gençlik bir kavgayla geçiyor. Kavga derken hayat kavgasından bahsetmiyorum. Hayat kavgası var tabii, kimin yok ki. Benim kavga dediğim kişinin kendi ile olan kavgası. Kişiliğinin oturması için sorgulamalar. “Ben kimim?” sorusunun cevabını bulmak için geçen [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
İki tip insan olduğunu düşünüyorum. Birincisi bir şeyler yapmak için her şeyin dört dörtlük olmasını bekleyen grup. Bu gruptakiler bir iş yapmak için öncelikle kötü düşüncelerden arınmak, sağlıklı olmak, maddi sıkıntısı olmamak gibi şartlar öne sürer. Bunlar düzelmeden asla kendini bir işe veremez. Yaratıcı olmasından vazgeçtim kitap bile okuyamaz. Sürekli bir bahanesi vardır. Bu [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Bilirsiniz kadınları anlamak zordur. Tam anladım sanırsınız ki sil baştan. Çünkü kadın her yaşta farklı özellikler gösterir. 20’li yaşlara kadar olan dönem ergenlik sayılabilir. 20-30 yaş arası kafasında kavak yelleri estiği yıllardır. Aşık olur ama bir türlü aşkını ifade edemez. Her aşk inanılmaz mutsuzluk getirir. Bir türlü istediklerini ifade edemez. 30-35 arası olgunluğa geçiş dönemi. [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Yılbaşının ertesi günüydü. Gündüz televizyonum açıktı. CNNTÜRK kanalında akşam programıyla ilgili reklam vardı. 5N 1K adlı programda saat 20.00′de Tema Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın olacağını anons ediyordu. Bu iki kişiyi de tanıyorum. Kişisel olarak tanımıyorum. Medya dünyasından tanıyorum. Yaptıklarını çok beğeniyorum. Akşam saati televizyonun karşısına oturdum. Zevkle programı izledim. [...]