Posted by: tulaybilin on: 23/06/2009
Yaşamanın neresi sanat diyeceksiniz. Bence yaşamak ölmekten çok daha zordur. Hayata tutunmak için insan manevi duygulara ihtiyaç duyar. Maneviyatı kuvvetli insanların zorlukları daha kolay atlattıklarına çok şahit oldum. Maneviyata ister tanrı de, ister yaradan de, istersen içimdeki ses de ya da vicdanım de. Bazı soruların cevaplarını insan kendi vermeli. Bazen çok kızdığımız zaman nefretimizin önüne [...]
Posted by: tulaybilin on: 10/05/2009
Zaman zaman hayatımızdaki koşullardan şikayet ederiz. İş hayatımızdan, aile hayatımızdan ya da aşk hayatımızdan. Hep bir şeylerin değişmesini bekleriz. Oysaki o koşulları değiştirmek bizim elimizde. Belki o işten çıkmamız gereklidir, belki o sevgiliyi değiştirmemiz gereklidir belki de bu şehirden gitmemiz gereklidir. Bütün bunlar için ihtiyacımız olan tek şey cesaret. Ama maddiyat belimizi büküyor dediğinizi [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/03/2009
Kadın gece uyanıyor ve kocasının yatakta olmadığını görüyor. Üzerine sabahlığını atıp, aşağıya iniyor. Kocası mutfakta oturmuş, önünde bir fincan kahve, derin düşüncelere dalmış görünüyor.
Gözlerinden süzülen iki damla gözyaşını elinin tersi ile silerken, kahvesinden de bir yudum alıyor.
- Hayırdır, gecenin bu saati aşkım? Nedir derdin? diyor kadın.
Adam, kahvenin üzerinden ona bakarken;
- Hatırlar mısın aşkım, çıkmaya başladığımızda sen henüz [...]
Posted by: tulaybilin on: 03/03/2009
İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar verirler. Piknik yerine vardıklarında anne yemeği hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüşe çıkar. Uzun bir yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle; “Babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşır mısın?” der. Baba; “Ben de yoruldum oğlum” der demez çocuk ağlamaya başlar. Baba tek kelime [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Kişisel gelişimle ilgilenmeye başladığım yıllardan beri bu soruyu hep okudum. Hemen hemen bütün kitaplarda aynı soru vardır: “Altı aylık ömrün kalsa ne yaparsın?”
Bu soruyu defalarca oturup düşündüm. Aslında harika bir soru. Hayatı öylesine boş yaşıyoruz ki sanki hiç bitmeyecek gibi. Başkaları hastalanabilir ama biz asla, başkaları ölebilir ama biz asla. Ölümün bazen çok yakınımızda [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Biliyorsunuz İstanbul’un nerdeyse her köşe başında bir çiçekçi var. Hele Taksim meydanında hepsi bir arada duruyorlar. Harika görünüşleri var. Kadıköy yakasında da Bağdat Caddesi’nde hemen hemen her sokak başında bir çiçekçi var. Benim evimin önünde de o çiçekçilerden bir tane var. Bugün oturduğum bu eve 3 ay önce taşındım. Taşındığımdan bir hafta sonra çiçekçi ile [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Biz insanların egoları neden şişkin dersiniz. Beğenilmek ve sevilmek hepimizi mutlu eder de ondan. Çoğumuz eleştiriye gelemeyiz. Hele bazılarımız eleştiriye tamamen kapalıdır. Bence yapıcı eleştiri iyidir. İnsanı alır bir yerlerden bir yerlere taşır. Eğer o taşımada ruhumuz da taşınırsa işte tadına doyum olmaz.
Kimimiz toplumun kurallarına aynen uymak isteriz. Neden derseniz, beğenilmek için derim. Kimi [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Şu anda geriye dönük bir düşünün. Hayatınızda yer eden kaç tane önemli olay hatırlıyorsunuz. Çocukluğunuzdan birkaç sahne, ilk aşkınız, evlilik gününüz, çocuğunuz doğduğu gün ve belki de çok acı çektiğiniz birkaç gün. Peki bu güne kadar bilinçli olarak kaç yıl geçti? Kaç yaşındasınız? Belki 30 yıl diyeceksiniz, belki de 50. Yaşadıklarınız hatırladığınız birkaç olaydan mı [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Yazılarıma iki hafta ara verdiğim için özür dilerim. Bir hafta ben izin yaptım bir hafta da sevgili editörüm izin yaptı. Sanki sizlerden bin yıldır ayrı kalmışım gibi bir his var içimde. Şükür kavuşturana derler ya, çok sevinçliyim şu anda.
Bilgisayarımın başındayım ve parmaklarım inanılmaz hızlı bir şekilde beynimden geçenleri klavyeye döküyor.
Son zamanlarda mail trafiği inanılmaz hareketlendi. [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Geçen hafta size hayatımı değiştiren bir kitaptan özetler vermeye başlamıştım. Bu hafta da devam etmek istiyorum. Aslında kitap o kadar harika ki inanınki haftalarca yazsam bitmez. Araya başka yazılar sokarak zaman zaman yazmayı düşünüyorum. Bu yazıyı okumadan önce bir hafta önceki yazıdan başlamanızı öneririm. Kitabın adı ve yazarı; BAĞIMDAŞLIĞA SON – MELODY BEATTIE
Yazar bağımdaşlığı [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Hayatımızda neye ilgi duyarsak hemen araştırıp bir kursa gitmeye kalkarız. Hiçbir şey olmazsa internetten araştırır ya da bir kitap alırız. Bunları neden yaparız. Öğrenmek için. Hayatı öğrenmek için ne yapıyoruz? Bir kursa gidiyor muyuz? Hayat öğrenilmez yaşanır diye bir görüş var. Ben hayatın öğrenilebileceğini düşünüyorum. Bilerek yaşamak daha da keyifli. O zaman değişim daha hızlı [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Yazabilmek için sürekli okuduğumu yazılarımda sürekli ifade ediyorum. İnsanın ne yapmak istediğine karar vermesi hayatı keyifli yaşamasına neden oluyor. Böylece Eflatun’un dediği gibi kendimi fethediyorum: “İNSANIN KENDİNİ FETETMESİ, ZAFERLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR”
Bugün size haftalık çıkan K Dergisi’nden alıntı yapmak istiyorum. Amerikalı şair ve yazar Jack Kerouac’un kendi hayatını anlatışı bana harika geldi. Öncelikle daha küçük [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Mutsuzluğumuzun nedenlerinin en başında stres geliyor. Bugün stres ile ilgili nedenleri ve kurtulmanın yollarını yazmak istiyorum.
Stresin nedenleri
1- Anı yaşayamadığımız için
2- Yaptığımız işi sevmediğimiz için
3- Evliliğimizden memnun olmadığımız için
4- Maddi imkansızlıklar içinde olmamız
5- Affetmediğimiz için
6- Hadi dostlar sınava diyemiyoruz
7- Vazgeçemediğimiz için
8- Kızgınlıklarımızı ifade edemediğimiz için
9- Çocuklarımıza ne vereceğimizi bilemiyoruz
10- Çocuklara yönelip kendimizi unutuyoruz
11- Eşimizle birlikte adım [...]
Posted by: tulaybilin on: 28/02/2009
Yaşamın içinde birçok zorluklarla karşılaşıyoruz. Ömrümüz boyunca hep bu zorlukların cevaplarını bulmaya çalışıyoruz. Kiminin cevabını deneme yanılma ile buluyoruz. Kiminin cevabını birilerinden öğreniyoruz. Kimilerini hiç bulamıyoruz. Zorlanıyoruz. Oysaki yaşadığımız her duygunun karşılığı doğada var. Eğer dikkat edersek cevabını çiçeklerde veya böceklerde bulabiliriz.
Cesaretin bittiği yerde esaret başlar bir Hint masalına göre; Kedi korkusundan devamlı endişe [...]
Posted by: tulaybilin on: 25/02/2009
Hepimizin bu dünyaya bir geliş nedeni olduğuna inanıyorum. Yaşadığımız sürece insanlara karşı görevlerimiz olmalı. Benim görevim de okuduğum ve öğrendiğim her şeyi sizlerle paylaşmak olduğuna inanıyorum. Bunun adına da misyon diyorum. Bu dünyadaki misyonumun paylaşım olmasından çok memnunum.
Hepimizin birbirimizden daha iyi bildiği bilgiler var. Bunların paylaşılmasından yanayım. Çünkü bilgiler beynimizin içine girer orda harmanlanır [...]
Posted by: tulaybilin on: 22/02/2009
2-3 gün süren seminerlerimin bitiminde katılanlara son kez bir soru sorarım: “Bu seminerde sizi en çok etkileyen ne oldu?” Nerdeyse %90 ‘ı tek bir şey söyler; “En çok hayatınızdan verdiğiniz örnekler beni etkiledi. Ben de yapabilirim diye düşünüyorum.”
Öyleyse LEWIS CASS doğru söylemiş: “İNSANLAR SÖYLEDİKLERİNİZDEN ŞÜPHE EDEBİLİRLER, AMA YAPTIKLARINIZA İNANIRLAR”
Bir işi bilimsel olarak okumak insanı [...]
Posted by: tulaybilin on: 17/02/2009
Ünlü ressama; “Mutluluğun resmini yapabilir misin?” diye sormuşlar. Ben mutluluğun resmini yapamam ama mutlu yaşamasını öğrendim artık. Bu hiç problemim olmadığı için mutlu olduğum anlamına gelmiyor. Bu çağda bir de üstelik büyük şehirde yaşayınca imkansız. Ayrıca gelişmekte olan bir ülkede ekonomik zorluklarla yaşayınca daha da imkansız. Sadece sorunları çözüp yoluma devam ediyorum. Bütün amacım mutlu [...]
Posted by: tulaybilin on: 17/02/2009
Ben Kadıköy yakasındaki sahilde sabahları yürüyüş yapıyorum. Bugün 8.10.2006 Pazar. Bu sabah da yürüyüşten sonra şimdi geldim kahvemi yaptım ve bilgisayarımın başına oturdum bu yazıyı yazıyorum. Hava inanılmaz güzel. İçim kıpır kıpır. Birazdan arkadaşlarım ile buluşup Devlet Tiyatroları’ndaki bir tiyatro oyununa gideceğiz.
Sabahları yürürken “anı yaşamayı” uyguladığım için her şeye dikkat ediyorum. Bir beyefendi denize [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Streslerimizin hayatımızdaki rolünü incelemeye kalkarsak ne kadar zarar gördüğümüze inanamazsınız. Fiziksel olarak yaşadığımız bazı sorunlarımızın kaynağı bile stres.
Bu kadar hayatımızı kontrol altında tutan strese karşı bir şey yapılabilir mi? Tabii ki yapılabilir. Peki stresle başa çıkma öğrenilebilir mi? Tabii ki öğrenilir. Bu konuda bir sürü kitaplar var. Ancak kitaplarda öğrenilenler bazen bizim yaşam biçimimize uymuyor. [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Ben yaşlanmak istemiyorum. Peki benim elimde mi yaşlanmamak? Bu sorunun cevabını düşünüyorum ve evet diyorum. Şaşırmayın lütfen. Ruh yaşlanmayınca heyecan devam ediyor. Bedenimizin yaşlanmasına mani olamıyoruz ama ruhumuz bizim elimizde. Onu istediğiniz şekilde kullanma şansımız var.
Ben emekli olmuş biriyim. Çevremde emekli olmuş bir sürü kişi var. Onlarla sohbet ettiğimde her cümlenin başına şu [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
İşkolik misiniz yoksa evkolik misiniz? Hayır ikisini de istemiyorum. Bağımlı olmak çok kötü bir şey. Hayatım yoğun bir iş ortamında geçti. İş hayatımda hep elimi taşın altına koydum. Bazı şeyleri görmezden gelemedim. Hep insiyatif kullandım. Tabii ki bir yönetici olarak insiyatif kullanmanın artıları olduğu kadar eksileri de var. Bazen aldığın kararın sonucu iyi oluyor o [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Çok iddialı olacak ama inanın ki yaşadıklarımız hayata bakış açımızın sonucudur. Bazen kendimizi mutsuz, bazen de mutlu hissediyoruz. Olaya bakış açımızın sonucu olarak da mutlu veya mutsuz oluyoruz.
Pozitif bir bakış açısı her zaman mutlu eder insanı. Şu anda size desem ki bir arkadaşınızı bana pozitif ve negatif olarak anlatın. Aynı kişi için çok kötü [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Güç, heyecan verici bir kavram. İnsanlar bu kavrama farklı bakarlar. Kimi korkar, kimi elde etmek için hayatını verir. En büyük güç, insanın kendisidir. Güç insanın içinde gizlidir. Yeter ki onu dışarı çıkarmayı bilelim. Güç, insanın kendi davranışlarını yönetme yeteneğidir. Yakın geçmişte güç, insanların başkalarını yönetme sanatıydı. Halbuki şimdi, en etkili güç bilgidir. Eğer bilgiyi eyleme [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Gençliğimden beri hiç çocuk sahibi olmak istemedim. Bunun kendimce bir sürü nedeni vardı. Yani mazeretlerim hazırdı. Kendime göre haklıydım ve bundan asla rahatsızlık duymuyordum. Çünkü çocuk sahibi olmak istemiyordum. Bazı zaman çocukları pek sevmediğim için, bazı zaman sıkıntıya gelememem, bazı zaman rahatıma düşkünlüğüm…vs gibi . Bunlara aslında kendim de inanıyordum.
Yıllar sonra bir gün bir [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Siz nasıl birisiniz?
“Hangi konuda?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Birçok konuda değişken davranış gösterebilirsiniz. Ben de öyle.
Bahsetmek istediğim konu şu; Bir derdimiz olduğunda hepimiz farklı davranırız. Bir grup insan içine kapanır. Kimselere derdini açmaz. O dönem arkadaşları ile birlikte olmak istemez. İçine kapanır ve herkesten kaçar. Ödü kopar ona bir şey soracaklar da derdini anlayacaklar diye. [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu, düşmüş işte.
Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı, belki üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprak da biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Başarılı olmamak için o kadar çok nedenimiz var ki. Sağlığım bozuk, maddi durumum iyi değil, büyük şehirde değilim ya da ben herkes kadar akıllı değilim. Çalışmamak için bir bahane buluruz. Zannetmeyin ki çok başarılı insanlar yetenekliler.
EDİSON diyor ki; Başarı, %1 yetenekse, %99 terdir. Onun için boşuna bahane bulmayalım. Şunu kabul edelim biraz tembeliz. [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;
“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım.
Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim.
Yaşadığım [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Son zamanlarda yazılarımı okuyanların sayılarının çok arttığını düşünüyorum. Bu bir tahmin değil. Gelen mailler bile beni bu düşünceye itiyor. İnanılmaz çok mail alıyorum. Daha çok gençlerden mail geliyor. Hepsinin ortak bir noktası var, hayattan pek keyif alamamak. Çünkü hayatlarına bir yön verememekten şikayetçiler.
Bazen hepimiz yaparız. Çok şikayet ederiz. Ama çarenin bizde olduğunu bir türlü anlayamayız. [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
20 yıldan fazla bir zamandır kişisel gelişim ile ilgileniyorum. Her zaman şunu ifade ederim. Kendi üstümde denemediğim hiçbir davranışı başkasına önermem. Öncelikle kendim denerim yani hayatıma geçiririm sonra da başkalarına öneririm.
Bunu şunun için yazıyorum. İnsanların hayatlarında çok acı günler olabilir. En acısı da ölüm acısıdır. İnsanlar mutlaka acılarını yaşamalılar. Yani yaslarını tutmalılar. Acılarıyla yüzleşerek yani [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Bu hafta bir arkadaşımdan güzel bir mail geldi. Harika bir filmin hikayesiydi. Ama hikayenin altında isim yazmıyordu. Kim kaleme almış bilmiyorum. Sizlere bu hikayeyi yazmadan önce internette bir araştırma yaptım ve buldum. Ahmet Altan Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde yazmış. Frank Capra’nın “Bu muhteşem bir hayat” isimli filmi. Eski bir Amerikan filmi. Ahmet Altan filmi anlatmış ve [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Yılbaşının ertesi günüydü. Gündüz televizyonum açıktı. CNNTÜRK kanalında akşam programıyla ilgili reklam vardı. 5N 1K adlı programda saat 20.00′de Tema Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın olacağını anons ediyordu. Bu iki kişiyi de tanıyorum. Kişisel olarak tanımıyorum. Medya dünyasından tanıyorum. Yaptıklarını çok beğeniyorum. Akşam saati televizyonun karşısına oturdum. Zevkle programı izledim. [...]
Posted by: tulaybilin on: 06/02/2009
HZ.ALİ’nin ağabeyi Cafer B. Ebu Talib’in oğlu Abdullah, sıcak bir günde,
bir kabilenin hurmalığına inmişti.
Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç
parça ekmek geldiğini gördü.
Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki,
birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi.
Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi.
Köle ekmeğin ikinci parçasını da [...]