Posted by: tulaybilin on: 23/06/2009
“Almanya’da Naziler komünistleri içeri attı, sesimi çıkarmadım. Çünkü komünist değildim. Sonra Yahudiler’i içeri tıktılar. Bu kez de sesimi çıkarmadım. Çünkü Yahudi de değildim. Derken sıra sendikacılara geldi. Ben hala susuyordum. Çünkü sendikacı da değildim.
Sonunda beni de götürdüler. Ve kimse sesini çıkarmadı. Zira sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
Prof. Martin Niemuller
Olaylar karşısında ne kadar susuyoruz acaba? Çok tepkisiz [...]
Posted by: tulaybilin on: 23/06/2009
DIŞ GÖRÜNÜŞ MÜ YOKSA FİKİRLER Mİ?
Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore’deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere’den ayrılacaktı, hiçbir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona. Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/03/2009
Kadın gece uyanıyor ve kocasının yatakta olmadığını görüyor. Üzerine sabahlığını atıp, aşağıya iniyor. Kocası mutfakta oturmuş, önünde bir fincan kahve, derin düşüncelere dalmış görünüyor.
Gözlerinden süzülen iki damla gözyaşını elinin tersi ile silerken, kahvesinden de bir yudum alıyor.
- Hayırdır, gecenin bu saati aşkım? Nedir derdin? diyor kadın.
Adam, kahvenin üzerinden ona bakarken;
- Hatırlar mısın aşkım, çıkmaya başladığımızda sen henüz [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Gençlik yıllarımda Cumhuriyet Gazetesi okurdum. Magazinden nefret ederdim. Sonra kişisel gelişim konularına merak sardım. Yine magazinden nefret ediyordum. Magazinin içindeki insan duygu ve davranışlarını göremiyordum. Sonra sonra farkında olmadan magazin okumaya başladım. O kadar garip olayları keşfetmeye başladım ki, bakış açım değişti. Artık her gazete haberinde veya televizyon programında insan davranışlarını görür oldum. Şimdi gazetelerdeki [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
Bir insanın hayatında, yaşadığı ülkenin kültürü ne kadar önemli değil m? Onun için genellikle başka ülkelere çalışmak için giden insanlar oralara alışmakta zorluk çekerler. Zorlukları yaşadıktan sonra alışan da var tabii. “Asla, ben buralarda yapamam” diye ülkesine dönen de var.
Kültür farklılıkları ve geleneklerimiz bu değişik yaşam biçimlerini ortaya çıkarıyor. İnsan daima kendisinden daha ilerde [...]
Posted by: tulaybilin on: 01/03/2009
33 yıllık full-time iş hayatımdan sonra artık özgürüm. Okuyorum ve yazıyorum. Daha da önemlisi bol bol seminer veriyorum. Seminerleri çalışma hayatımın içine sıkıştırmak zorunda değilim artık. Kendime çok zaman ayırabiliyorum. Maillerimin hepsine tek tek cevap veriyorum. Yazı yazabilmek için okumam gerekli tabii. Saatlerce okuyorum. Çok keyifli bir süreç yaşıyorum. Seminerlere de zaman ayırdığım için sevinçliyim. [...]
Posted by: tulaybilin on: 17/02/2009
Ben Kadıköy yakasındaki sahilde sabahları yürüyüş yapıyorum. Bugün 8.10.2006 Pazar. Bu sabah da yürüyüşten sonra şimdi geldim kahvemi yaptım ve bilgisayarımın başına oturdum bu yazıyı yazıyorum. Hava inanılmaz güzel. İçim kıpır kıpır. Birazdan arkadaşlarım ile buluşup Devlet Tiyatroları’ndaki bir tiyatro oyununa gideceğiz.
Sabahları yürürken “anı yaşamayı” uyguladığım için her şeye dikkat ediyorum. Bir beyefendi denize [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Bu köşede Kişisel Gelişim başlığı altında yazılar yazıyorum. Yazdıklarım yaşadıklarımdan öğrendiğim davranış biçimleridir. Bu davranışları çevremdeki kişileri gözlemleyerek ayrıca bu konuda yazılanları okuyarak ya da bilimsel boyutunu inceleyerekten kendimi yeniliyorum. Ve bunları da uzun süredir sizinle paylaşıyorum.
Sürekli hayatımı sorguluyorum. Beni rahatsız eden olayları sorgulayıp bana artı değer kazandırması için yeniden yapılanmam devam ediyor. Sanıyor [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Bu sitede yazı yazmaya başlayalı 7 ay oldu. Her hafta yeni bir yazı yazıyorum. 10 yıldır eğitim veriyorum. 6 aydır canlı olarak bir radyo programı yapıyorum.
Bütün bu çabalarımdan memnun olan hayatının akışını değiştiren bir sürü tanıdığım insan var. Ayrıca hiç tanımadığım bir sürü insan bu sitedeki mail adresime görüşlerini yazıyorlar. Radyoda söylediğim her bir [...]
Posted by: tulaybilin on: 16/02/2009
Streslerimizin hayatımızdaki rolünü incelemeye kalkarsak ne kadar zarar gördüğümüze inanamazsınız. Fiziksel olarak yaşadığımız bazı sorunlarımızın kaynağı bile stres.
Bu kadar hayatımızı kontrol altında tutan strese karşı bir şey yapılabilir mi? Tabii ki yapılabilir. Peki stresle başa çıkma öğrenilebilir mi? Tabii ki öğrenilir. Bu konuda bir sürü kitaplar var. Ancak kitaplarda öğrenilenler bazen bizim yaşam biçimimize uymuyor. [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Geçen hafta bir okur bana mail atmıştı. Bana okumam için hangi kitapları tavsiye edersiniz diye soruyordu. Ona kitap ismi vermedim. Eğer kişisel gelişim okumak istiyorsan öncelikle önüne gelen kitabı okumalısın. Yani bazıları çok iyi bazıları kötü olabilir. İlk günlerde sadece okumak gerekli. Ama belirli bir süre sonra seçmeye başlıyor insan. Çünkü artık sana ait fikirler [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Bu ne demek diyeceksiniz şimdi. Ağlamayı mecazi olarak kullandım. Çevrenizdeki insanları bir gözden geçirirseniz. Sürekli negatif olan bazı kişiler olduğunu göreceksiniz. Şimdi diyeceksiniz ki; “Ama onun gerçekten çok dertleri var,,zavallı çok talihsiz.”
Böyle düşünmekte ilk anda haklı olabilirsiniz. Ama bir düşünün ona kaç kere yol göstermişsinizdir. Eğer söylediğinizi yapsaydı daha iyi olmaz mıydı? Olurdu mutlaka. Onlara [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Geçenlerde bir televizyon programında yazar Selim İleri böyle dedi. Evet bu uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir konuydu.
Yalnız olmak nedir sizce? Yalnızlık bir çok insanı korkutur. Yalnız kalmaktan korkan yığınla insan vardır. Yalnızlığın boyutları farklıdır. Kimi yalnız başına arka yatak odasına bile gidemez. Kimi bir evde yalnız kalamaz. Kimi çevresinde insanlar olmadan yaşayamaz. Kimi tek başına [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Güç, heyecan verici bir kavram. İnsanlar bu kavrama farklı bakarlar. Kimi korkar, kimi elde etmek için hayatını verir. En büyük güç, insanın kendisidir. Güç insanın içinde gizlidir. Yeter ki onu dışarı çıkarmayı bilelim. Güç, insanın kendi davranışlarını yönetme yeteneğidir. Yakın geçmişte güç, insanların başkalarını yönetme sanatıydı. Halbuki şimdi, en etkili güç bilgidir. Eğer bilgiyi eyleme [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
“Kim olduğunuzu zannediyorsunuz siz?”
İşte bu ilginç bir soru. Bize küçükken bu soruyu soran olmuştur. Ya da büyüdüğümüz zaman. “Kim olduğunu zannediyorsun sen? Çabuk o topuklu ayakkabıları çıkar derhal şu bulaşıkları yıka.”
“Kim olduğunu zannediyorsun sen? Çabuk dersine çalış.” Tanıdık geliyor mu? Birçoğumuz böyle bir soru ile karşılaşmışızdır. Bir çoğumuz bir hayalin peşinden tam koşarken böyle [...]
Posted by: tulaybilin on: 15/02/2009
Evet mümkün. Ben başardım. Ben anneye aşırı bağlı bir kişiydim. Bu bağlılık öylesine bir durum ki, buna bağımlılık desek daha doğru olur. Bu bağımlılık hayatıma yön verme noktasında önüme çıkan bir engel oluyordu. Çünkü anneme olan saygım ve sevgimin boyutunu abarttığım için yeni çağı yaşayamıyordum. Annem ne derse o oluyordu. Bir gün geri baktığımda annem [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Geçen haftaki yazımda “Yaşamayı öğrenme kursuna gider misiniz?” diye bir yazı yazmıştım. Hayatı doya doya yaşamak gerekli demiştim. Biraz evvel bir arkadaşım aradı şöyle dedi;
“Arkadaşım yazını okudum çok beğendim ve bazı kendini mutsuz hisseden arkadaşlarıma da gönderdim. Aslında ısmarlama yazı olmaz ama senden depresyonla ilgili yazı yazmanı rica edeceğim. Çevremde bazı kişiler var [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Bu yazıyı yazdığımdan saat sabahın 06.00’sı. Aaa neden diyeceksiniz. Ne deseniz haklısınız ama uyuyamıyorum. Uykum olmadığı için değil. Şu anda yatsam akşama kadar uyurum. Uyuyamama nedenim yaşamdan bir şeyleri kaçırma korkusu ile uyku tutmuyor.
Güne erken başlamak zamanı iyi değerlendirmek gibi düşünceler bazen sabahın 05.00’de beni uyandırıyor. Bazen saat 04.00 gibi uyanıyorum. Hani kalksam [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Çocukluğumdan beri duyduğum bir tanım var; Aptal sarışın!
Bu tanıma uyan bir kadın olmayı asla düşünmedim ve hayatım boyunda da olmama mücadelesi verdim. Tabii bu mücadeleyi o kadar abarttım ki; akıllı görünücem diye kadınlığımı unuttum. Öyle yıllar yaşadım ki çok süslü bir kadın olmak boş kafalı ile eş anlamlıydı. Ne kadar sade ne kadar erkeksi [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Bu köşede yazı yazmaya başlayalı 2 seneyi geçti. Yazılarım hep Kişisel Gelişim başlığı altında oldu. Bu başlığın altında duygularımız, düşüncelerimiz ve davranış biçimlerimiz hakkında yazılar yazdım.
Çok kereler aşk ve sevgi üstene yazdım. Kendi aşklarımı yazdım. Eğrisiyle doğrusuyla aynen yazdım. Kaç kere aşık olduğumu anlattım size. Keyiflerimi yazdım. Üzüntülerimi yazdım. Kendimle hesaplaşmalarımı yazdım. Seyrettiğim filmlerdeki duygu [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
“Bir kitap okudum, hayatım değişti” denir ya işte benim de hayatımda bu sözü söyleyebileceğim bir sürü kitabım oldu. Her biri ile hayatım değişti. Bugün bunlardan bir tanesinin ismini yazmak istiyorum. Kitabın adı; GÜNÜ YAKALAYIN. Yazarı; Danny COX Ve Hoover
Bu kitabı çok eski yıllarda okumuştum. Bana bir bakış açısı kazandırmıştı. Kitaptan bir bölüm yazmak istiyorum:
“Eğer [...]
Posted by: tulaybilin on: 13/02/2009
Geçen haftaki yazımı bitirirken bu hafta ne yazacağımı son satırlarda belirtmiştim. Size hatırlatma yapmak için geçen haftaki yazımın son paragraflarından başlamak istiyorum.
“Yeni gençlere bakıyorum daha yirmili yaşlarda çalıştığı büyük bir holdingden istifa edebiliyor. Kendilerine öylesine güvenleri var ki ben master yapmaya gidiyorum ya da yurt dışına gidiyorum diyebiliyor. Nasıl olsa masterını bitirdikten sonra daha [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Eski yazılarımdan birinde “Kırılma Noktaları”nı anlatmıştım. Hatta bunu bir televizyon programında da anlatmıştım. İnsan bazen sıkılır. Bir türlü ilerleyemez. Enerjisi vardır ama ne yapacağını bilemez. Çünkü kendini tanımadığı için ne yapacağına bir türlü karar veremez. Hedeflerini belirleyemez. Yani Kırılma Noktası yaşar. Ya yerinde sayar ilerleyemez. Ya da bir çıkış yolu arar. İşte bu anda kişisel [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Geçen hafta size kişisel gelişim hakkında bildiklerimi aktarmıştım. Kişisel gelişimi öğrenmenin en güzel yolu kitap okumaktır. Bu konuda bana çok mail geliyor “Ne okumam gerekir?” diye. Tek tek kitap ismi vermek istemiyorum. Artık bütün kitapçılarda kişisel gelişim standları var. Yani kişisel gelişim kitaplarının hepsi aynı yerde duruyor. Seçmek çok daha rahat oluyor. Zaten sürekli yenisi [...]
Posted by: tulaybilin on: 08/02/2009
Eğitim hayatım boyunca hep bir veya 2 tane en samimi olduğum arkadaşım oldu. Onunla ders çalışır, onunla sinemaya giderdik. Bütün sırlarımı onunla paylaşırdım. Şimdi çevremdeki çocukları izliyorum, onlar da aynılar.
İşin kötüsü bazı insanlar gençlik döneminde edindikleri bu alışkanlığı, daha sonra da devam ettiriyorlar. Oysaki 1-2 kişi ile yapılan bu görüşmeler bizim ufkumuzu daraltıyor ya [...]