Tülay Bilin-ce

Son nefesine kadar aşktan ümidini kesmeyenlere

Posted on: 17/02/2009

Dün bir ilki gerçekleştirdim. Hediye fuarının içinde bir konferans verdim. Konusu ise “Hediye seçiminde duyguların önemi” idi. Bu tür bir seminer bugüne kadar hiç yapılmadı. Hediye seçiminin de konferansı mı olur diyeceksiniz. Böyle bir konferans vermemi istedir. Ben de verdim. Benim için de bir ilkti. Ama harika oldu. Son hazırlıklar yapılırken halk da yerini aldı. O arada bir hanım geldi yanıma;

– Konferansı siz mi vereceksiniz? Dedi.
– Evet dedim.
– Benim hediye konusunda yaşadığım zorluklar var. Bir türlü hediye seçiminde başarılı olamıyorum. Şimdi fuara geldim ama nasıl hediye alacağım diye düşünüyordum. Tam o anda konferansı anons ettiler ve hemen geldim.
– Konferanstan sonra inanıyorum rahatlayacaksınız dedim.
Gerçekten konferans bitti bayan tekrar geldi.
– Şimdi anladım ve rahatladım teşekkür ederim dedi. Oysa ki ben şöyle hediye seçin diye yol göstermedim. Sadece duyguları ile yüzleşmelerini sağladım. Onlara aşkı ve sevgiyi anlattım.

Bugün size biraz aşkın önemi hakkında görüşlerimi yazmak istiyorum. Ben hayatımda 3 kere aşık oldum. Aşkın ne demek olduğunu biliyorum. Ama beni etkileyen iki tane haber var. Bu haberleri okuyunca benim anladığım aşkın bile yetersiz olduğunu anladım.

21.12.2006 tarihinde Hürriyet Gazetesinde bir habere gözüm takıldı. Haber şöyleydi;
Geçirdiği kas hastalığı nedeniyle 9 yıldır solunum cihazına bağlı olarak yaşayan İtalyan şairin “ötanazi yapılması” için verdiği mücadele devam ediyor. Şair Piergiorgio Welby (60) “Hayat bir kadının sizi sevmesidir, saçlarınızın arasından esen rüzgar, yüzünüze vuran güneş, bir arkadaşınız ile çakır keyif olmaktır. Hayat, aynı zamanda bir kadının sizi terk etmesi, yağmurlu bir gün ve bir arkadaşın ihanetidir de. Melankolik ya da manik depressif değilim. Ölüm fikri bana korkunç geliyor. Ancak benim için geride kalan, artık hayat değildir.”

Bu haberi okuyunca çok etkilendim. Bir insan ölüm döşeğinde hayatı sorgularken yaşadıklarından çıkardığı sonucu söyler. O noktada artık yalan, riya, menfaat yoktur. Kimseden bir beklentisi yoktur. Yaşam ile ölüm arasındaki son noktadır. Ne hissediyorsa onu söylediğine inanıyorum. Hayatta aşk yoksa bundan sonra yaşamamın anlamı yok diyor. Bunu söyleyen 60 yaşında bir şair. Şair olması neden önemli, çünkü duygularını en iyi şekilde aktarabilmesi. 2 gün sonra Hürriyet aynı haberin devamını verdi. Yasalar gereği ötanazi hakkını veremediğini açıklayan yargıç ancak hastanın tedaviyi reddetme hakkı olduğunu ifade etti. Doktoru hastanın tedaviyi reddetmesi üzerine solunum cihazını kapattı ve İtalyan şair öldü.

Temmuz 2006 da gazetelerde şöyle bir haber yayınlandı;
“Çağımızın tartışmasız en büyük yazarlarından biri olan Gabriel Garcia Marquez yakalandığı lenf bezi kanseri nedeniyle sağlık durumu kötüleşmiş ve inzivaya çekilme kararı almış, yakın dostlarına bir veda mektubu göndermiş.”
Size mektubun tamamını yazamayacağım ama bir bölümünü almak istiyorum:

“Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı, aşk içinde yaşardım. Erkeklere yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır. “

İki tane duygularını en iyi ifade edebilen kişi ölüm kalım savaşının içinde bile hayatının anlamının en önemli noktası olarak aşkı görüyor. Şunları daha çok yeseydim, daha güzel giysiler alsaydım demiyor. Sadece sevgiye doymadım diyor. Bu çok önemli bir itiraf bence.

Yaşımız kaç olursa olsun yüreğimizden aşık olmak isteğimizi ve aşkı yaşama istediğimizi çıkarttığımız zaman gerçek ölüm bu oluyor demekki. Bedenin yaşamasından daha önemli ruhun ölmesi.

Tanrı hepimize 2 tane el vermiş tokalaşmak için, 2 tane ayak vermiş yürümek için, 2 tane kulak vermiş duymak için, 2 tane göz vermiş görmek için ama bir tane kalp vermiş. Neden mi? Diğerini gidip bulmamız için.

Gerçek aşk yalnızlıktan kurtulmak için ya da ekonomik şartlardan doğan sığınma değildir. Hiçbir menfaat düşünmeden birini sevmektir. Can Yücel bir şiirinde şöyle diyor:

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
Ya canım ellerini tutmak isterse….

Mevlana da aşk ile maddi değerleri kıyaslamış ve;

ALTIN NE OLUYOR,
CAN NE OLUYOR,
İNCİ, MERCAN DA NEDİR?
BİR SEVGİYE HARCANMADIKTAN,
BİR GÜZELE FEDA EDİLMEDİKTEN SONRA.

Son nefesine kadar aşktan ümidini kesmeyenlere duyurulur 🙂

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Reklamlar
Etiketler: ,

1 Response to "Son nefesine kadar aşktan ümidini kesmeyenlere"

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
Ya canım ellerini tutmak isterse….

bu şiiri bilmiyordum. ve benim canımda ellerini tutmak istiyor:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Arşiv

Kategorilere Göre Yazılar

Son Yazılar

Takvim

Şubat 2009
P S Ç P C C P
    Mar »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  
%d blogcu bunu beğendi: