Tülay Bilin-ce

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

Posted on: 25/02/2009

Hepimizin bu dünyaya bir geliş nedeni olduğuna inanıyorum. Yaşadığımız sürece insanlara karşı görevlerimiz olmalı. Benim görevim de okuduğum ve öğrendiğim her şeyi sizlerle paylaşmak olduğuna inanıyorum. Bunun adına da misyon diyorum. Bu dünyadaki misyonumun paylaşım olmasından çok memnunum.

Hepimizin birbirimizden daha iyi bildiği bilgiler var. Bunların paylaşılmasından yanayım. Çünkü bilgiler beynimizin içine girer orda harmanlanır yani kendi yorumumuzu elde ederiz. Bu bilgilerin beynimizden akması gerekli diye düşünüyorum. Yoksa beynimiz bilgiden boğulur. Ama bu bilgilerin doğru olmasına dikkat etmeliyiz. Bildiklerimizi de saklamaya gerek yok. Büyük düşünür PLATON bu konuda şöyle demiş; “BİLİRKEN SUSMAK, BİLMEZKEN SÖYLEMEKTEN DAHA KÖTÜDÜR”

O zaman doğru yoldayım. Üstelik ben bu yazıları yazarken sürekli okumak zorundayım. Öğreniyorum ve öğretiyorum. Ayrıca öğretirken yeniden öğreniyorum. İnanın, bana da çok faydası oluyor. Sokrates’in de aynı fikirde olması beni mutlu ediyor: “ÖĞRENDİĞİN HER ŞEYİ İÇSELLEŞTİR, İÇSELLEŞTİRDİĞİN HER ŞEYİ ÖĞRET.”

Paylaşmanın ne zararı olabilir ki. Sizlerden gelen maillerden anladığıma göre çok da faydalı oluyorum. Birçok kişi yazılarımı okuyarak hayatına yön verdiğini yazıyor. Demek ki Mevlana’nın dediğini yapıyorum: “BİR MUM DİĞER BİR MUMU TUTUŞTURMAKLA IŞIĞINDAN BİR ŞEY KAYBETMEZ”

Işığımdan bir şey kaybetmediğim gibi her gün biraz daha aydınlandığımı hissediyorum. Ama daha çok uzun yolum var. Ölene dek öğrenmeye ve öğretmeye devam edeceğim. Çünkü yaşamak için bir nedenim var. Bu neden beni ayakta tutuyor ve yaşama keyfi veriyor. Bu keyif de her türlü zorluğu yenmemi sağlıyor. Beni tembellikten kurtarıyor. Yaşlanmak istemiyorum. Belki fiziksel yaşlanmalara mani olamam ama beyinsel yaşlanmaya mani olabilirim: “İNSANI VAKTİNDEN ÖNCE YIPRATAN BİR ŞEY VARSA, O DA TEMBELLİKTİR” HZ. ALİ

Hazreti Ali’nin dediğine katılıyorum. Bazı günler canım tembellik etmek istiyor ama bunu abarttığım zaman yerimden kalkmakta bile zorluk çekiyorum. Hatta bir can sıkıntısı başlıyor. Sonra aklıma LA BRUYERE’nin sözü geliyor ve hemen harekete geçiyorum: “CAN SIKINTISI DÜNYAYA TEMBELLİKLE BERABER GELMİŞTİR”

Tembel olarak geçirdiğim günlerin acısını çıkarır gibi deli gibi okumaya başlıyorum. Çünkü boş geçirdiğim günleri yaşanmamış olarak görüyorum. Arada sırada tembellik harika bir şey ama abartmamak gerektiğine inanıyorum. Öğrenmeden geçirdiğim günlerde yerimde sayıyorum. Hiçbir yeni fikir öğrenmeyince beynimdeki hücreler bile ölüyor. Kendimi yenileyemiyorum. Aklıma yeni fikirler gelmiyor. Fikirlerimi değiştirebilmem için öğrenmem gerekli ki eskisiyle mukayese yapabileyim. JAMES CANANT’ın sözü aklıma gelince harekete geçiyorum: “ANCAK APTALLAR VE ÖLÜLER DÜŞÜNCELERİNİ HİÇ DEĞİŞTİRMEZLER”

Ben ne aptalım ne de ölüyüm. Yaşıyorum ve deliler gibi yaşamak istiyorum. Yaşamın hakkını vermek istiyorum. Ataol Behramoğlu’nun bu şiiri daima bana yol göstermiştir. Haftada en az 2 kere okuyorum. Her okuyuşumda içime bir sevinç doğuyor. Yaşama dört elle sarılıyorum. Size de keyifli bir okuma diliyorum.

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Arşiv

Kategorilere Göre Yazılar

Son Yazılar

Takvim

Şubat 2009
P S Ç P C C P
    Mar »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  
%d blogcu bunu beğendi: