Tülay Bilin-ce

Posts Tagged ‘bayram

Biliyorsunuz İstanbul’un nerdeyse her köşe başında bir çiçekçi var. Hele Taksim meydanında hepsi bir arada duruyorlar. Harika görünüşleri var. Kadıköy yakasında da Bağdat Caddesi’nde hemen hemen her sokak başında bir çiçekçi var. Benim evimin önünde de o çiçekçilerden bir tane var. Bugün oturduğum bu eve 3 ay önce taşındım. Taşındığımdan bir hafta sonra çiçekçi ile ahbap olduk. Ben olmadım. O benimle oldu. Önünden her geçişimde sesleniyordu; “Ablaaaaaaaaaaa…nasılsın? Çiçek alsanaaaaaa.”

Kadına acıdığım için çiçek almaya başladım (zaten çiçekleri çok severim). Sonra havalar soğumaya başladı. Camdan bakıyorum soğukta tir tir titriyor. Üstüne başına bir şeyler verdim giysin diye. Ayrıca kendime çay yaparken fazla yapmaya başladım. Bir termosa koyup ona da çay götürmeye başladım. Derken bu çaylar periyodik hale geldi. Her sabah ve her akşam üstü çay götürmeye başladım. Bazen öğle yemeği veriyorum. Ya da çayın yanında neyim varsa paylaşıyorum. Çay ile peynir veya börek oluyor. Geçen hafta bana dedi ki;
“Ablaaa sende ne varsa bende de var.”
“O ne demek öyle” dedim.
“Sen ne yersen ben de aynısını yiyorum. Beni hiç eksik etmiyorsun. Ne yesen bana da veriyorsun.”
Gülüştük…..

Bu bayramı evde geçirdim. Çok misafirim olduğu için yoğun geçti. Camın önünde bir oturma grubum olduğundan çiçekçiyi görebiliyorum. Baktıkça hayretler içinde kaldım. Yoldan geçen kim varsa çiçekçinin boynuna sarıldı öptü ve bayramını kutladı. Ayrıca eline bir paket tutuşturdu. İnsanlar arabalarla geçerken durup durup çiçekçiye paket verdiler. Önce anlayamadım sonra çözdüm olayı. Kurban eti veriyorlarmış meğerse.

Herkes ona yardım ediyor. Karşımızdaki market bile akşamları biraz bozulmuş meyveleri kasayla veriyor. Kadın işini çok iyi biliyor. İnanılmaz bir halkla ilişkiler yapıyor. Yoldan ona selam vermeden geçen yok. Ama o da herkesin hatırını soruyor. Herkesin ismini biliyor. Çok fazla da satış yapıyor. Hiçbir çiçekçinin bu kadar satış yaptığını sanmıyorum. Bütün gün kafası kalabalık. Çiçek almadan kimse geçmiyor.

İnsanın işinde başarılı olması için mutlaka üniversite okuması, ayrıca iki de lisan bilmesi gerekmiyor. Tahmin ediyorum ki kadının okuma yazması bile yoktur. Ama işi götürüyor valla.

Bu kadar satış yapıyor ama bir evi bile yok. Çadırda yaşıyormuş. Hepimizin çevresinde bu türlü himayeye muhtaç insanlar var. Her birimiz birine yardım etsek ne kaybederiz ki. Üstelik hem biz hem de o mutlu olur. Dünyada belki de fakir hiç kimse kalmaz. Belki de bu dünyada hepimizin bir görevi vardır! Hepimize bir küçük kız düşse de mutlu etsek:

Küçük kızın hikayesi

Bir gün, çelimsiz, küçük bir kız çocuğu sokağın köşesine oturmuş yiyecek, para ya da alabileceği herhangi bir şey için dileniyordu. Üzerinde yırtık pırtık giysiler vardı, yüzü gözü kir içinde perişan bir durumdaydı.

Küçük kız dilenirken, sokaktan genç, canlı ve iyi görünümlü bir adam geçti. Kızı fark etmişti ama belli etmemek için dönüp ikinci kez bakmadı. Büyük ve lüks evine, mutlu ve rahat ailesinin yanına geldiğinde, çok güzel hazırlanmış akşam sofrası onu bekliyordu. Fakat az sonra düşünceleri tekrar o yoksul kıza takılıverdi. Duyguları bir şeylere itiraz ediyordu. Sonra kolay yolu yeğledi ve itirazlarını Tanrı’ya yöneltti; ‘Böyle bir şeyin olmasına nasıl izin veriyorsun? Neden o küçük kıza yardım için bir şeyler yapmıyorsun, Tanrım?’ diye yakındı içinden. Sonra ruhunun derinliklerinden gelen bir yanıt duydu; ‘Yaptım. Seni yarattım!’

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Bayram yaklaştığı zaman televizyonlarda ya da gazetelerdeki yazılarda hep aynı cümle “Nerede o eski bayramlar?”
Her şey çağ ile değişiyor. Ama esas her şeyi değiştiren bizleriz. Çocukluğumuzda bayramları yaşadık. Doya doya yaşadık mı? Hayır yaşayamadık. Neden? O yıllarda yokluklar o kadar çoktu ki bayramların zevkini hatırlayamıyorum valla. Onun için de eskiyi özleyemiyorum. Hele nerde o eski bayramlar demiyorum. Çünkü bayramları bu hale biz getirdik.

Bir yıl evvelinden bayram tatillerini hesaplayıp tatil planları yaptık. Annelerimizi babalarımızı yalnız başlarına bırakıp tatil beldelerine gittik. Hatırlıyorum ilk tatile gittiğimde annem çok endişelenmişti:

– Tülay çok ayıp ediyorsun, bayramda gelenlere ben diyeceğim. Gitmesen olmaz mı?
– Hayır gitmesem olmaz. Çünkü ben çalışıyorum. Bu tatil benim için fırsat. Üstelik de misafir karşıla, mecburi ziyaretler…aman aman istemem dedim.

Çevremde bir sürü kişi aynısını yaşadı. Ben de tatile giderken yalnız gitmedim. Gittiğimiz tatil beldeleri de tıklım tıklım doluydu. Aynı hisleri herkes yaşadı. Demek ki o eski adetlerin yok olmasında hepimizin çorbada tuzu var. Ben inkar etmiyorum. Bizim ailedeki düzeni ben bozdum. O güne kadar bayram denince herkes bizim evde toplanırdı. Hala da öyle. Ama ben bayramlarda hep ya denize girdim ya da yurt dışına gittim. Yani suçluyum. Suçumu inkar etmiyorum. Ama şunu da ifade edeyim ki bugünkü durumdan da memnunum. Eğer eskiyi özlüyorsam tatile gitmem, ailem ve dostlarım ile birlikte olurum. Ki bu bayramda bunu yaptım. Seyahate çıkmadım. Doya doya misafir karşılayacağım ve uzun süredir görmediğim büyüklerimin ellerini öpeceğim. Anacığımın dizine yatıp başımı okşamasını isteyeceğim. Ellerinden öpüp hayır duasını alacağım. Belki bir daha bayramda aramızda olmayabilir. Kim öle kim kala derler ya. Onun için eskiye özenmektense yaşamayı tercih ediyorum. Bir sürü kişi bu hafta dert yandı eski bayramlar artık yok diye ama hepsi de tatile gitti.

Ben eski bayramları özlemiyorum çünkü bugün ki bayramları doya doya yaşıyorum.
Sevdiklerimizle geçireceğimiz nice bayramlar diliyorum.

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Etiketler:

Arşiv

Kategorilere Göre Yazılar

Son Yazılar

Takvim

Ağustos 2017
P S Ç P C C P
« Kas    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031