Tülay Bilin-ce

Posts Tagged ‘danışmanlık

Yazılarımdan etkilenip bana mail atanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Ortak bir dert var. Bir çoğu aynı soruyu soruyor: “Birini seviyorum ama o bir türlü arkadaşlık teklifimi kabul etmiyor. Ne yapmalıyım?”

Bana danışmanlık için gelen bir çok kişi de aynı sorunları dile getiriyor. Bu durumda bazen sorun bizde bazen de karşı taraftadır. Karşı taraf sürekli aranmak, ilanı aşk sözcükleri duymak, ısrar edilmekten hoşlandığı içindir. Siz kendinizi biraz geri çektiğinizde bakın nasıl peşinizden gelecektir. Bir şeye sahip olma isteği ve onu elde etmek için çaba sarfetmek harika bir davranış ama boşa zaman kaybetmek de kötü bir şey. Şöyle bir durup olayı gözden geçirmek gerekli. Eğer vazgeçmeyi göze alabiliyorsanız hedefe ulaşmak daha kolay olur diyor Kon

Konfüçyüs’ün bu görüşünü anlattığı hikaye; “Konfüçyüs, öğrencilerin karşısına geçti. Elindeki vazoyu sallayarak, içine bir elma attı. Vazoyu ortaya bıraktı; “Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı yiyebilir”. Çocuklardan biri öne çıktı, hemen elini vazonun içine daldırdı, elmayı tuttu, çekti. Ancak, elini vazodan çıkaramadı: “Elimi çıkaramıyorum”, Konfüçyüs öğrencisine baktı; “Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır”. Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu, biraz daha şansını denedi ama başaramayınca zorunlu olarak elmayı yeniden vazonun içine bıraktı. “Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı?” Öğrencilerin soran bakışları arasında Konfüçyüs vazoyu eline aldı, ters çevirdi, elini vazonun ağzına tuttu ve elma elindeydi. Çocuklar, bu basit çözümü görünce hep birlikte gülmeye başladılar. “Gülmeyin çocuklar. Bu çözüm, aslında göründüğü kadar basit değil”. Elindeki elmayı sallarken konuşmasını sürdürdü Konfüçyüs; “Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, en zor iştir. Çok istediğin bir şeyi bırakmak beceri gerektirir. Eğer bir şeyi zorla tutuğunuzda ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğinizi görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer bir şeyi yanlış yapıyorsanız o zaman buna son vermelisiniz. İşte o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz.”

Büyük düşünür Konfüçyüs de hedefe ulaşmanın yolunun bazen vazgeçmek olduğunu ifade ediyor. Bazı insanlar üzerlerine ne kadar düşülürse o kadar kaçarlar. Hani kaçan kovalanır denir ya. Peki o zaman siz geri çekilseniz belki de o sizi kovalamak isteyecektir. Elde etme hırsı bazen ulaşmak istediğimiz hedefe zarar veriyor.

Çoğu zaman da elde etmek için aylarımızı ya da yıllarımızı verdiğimiz hedefe ulaştığımızda hiçbir manası kalmıyor. Peki ne oldu da isteğimiz bitti. Ya o hedefe ulaşana kadar geçirdiğimiz zaman öyle çok duygularımızı yormuştur ki, yani bütün enerjimizi harcamıştır ki elde etmenin keyfini çıkarmaya halimiz kalmaz. Çünkü yıpranma duygularının önüne geçmiştir ya da amaç sadece elde etmektir. Elde edince vazgeçersiniz.

LOGAN PEARSALL SİMİTH: “HAYATTA AMAÇLANACAK İKİ ŞEY VARDIR. ÖNCE İSTEDİĞİNİZE ULAŞMAK, SONRA ONUN KEYFİNİ ÇIKARTMAK. SADECE EN AKILLILAR İKİNCİYE ULAŞIRLAR.”

Peki biz elde etmek için yolunda ölmeyi bile göz aldığımız kişiyi elde edince neden vazgeçeriz. Çünkü gerçekten ne istediğimizi bilmediğimiz içindir. Sadece sahip olma hırsı ile uğraş verdiğimiz hedef bir anda önemini yitirir. O zaman hedeflerimizi seçerken doğru seçmek gerekir. Hedef belirlemek merdiven çıkmaya benzer. Önemli olan merdiveni doğru duvara dayamak. Yoksa merdivenin tepesine çıktığınızda merdivenin yanlış duvara dayalı olduğunu anlayınca, yapmanız gereken işi yapamadan aşağı inmek zorunda kalırsınız.

Hayat da bir merdiven gibidir. Sürekli inip çıktığımız bir merdiven. Bir merdivene çıkmak istediğimizde tepesine çıkıp çıkamayacağımızı biliriz. Merdiveni yeniden düzeltiriz. Belki yeterli eğim olmadığı için belki de sağlam bir merdiven olmadığı için çıkmayız. Düşeceğimizden emin olarak merdivene çıkmayız. O zaman neden bunu hayata uygulamıyoruz.

Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Bu hafta gelen maillere genel bir cevap vermek istiyorum. Gençlerin ortak özelliklerinin bir tanesi, özgüven eksikliği. İkincisi de çevresindekilere “HAYIR” diyememe. Kızların yanında aşırı utangaç durmak gibi nedenler. Bu hafta gelen maillerin çoğu bu konu ile ilgiliydi. Onlara cevap verdim ama genel olarak tekrar yazarsam başkaları da faydalanır diye düşündüm.

Bugüne kadar okuduklarımdan çıkarttığım sonuca göre 3 tip insan vardır.

1-Bilmediklerini bilmeyenler;
Bu tip kişiler sadece bedensel yaşamlarını sürdürürler. Başımızın üstünde taşıdığımız o et parçasının bir çok becerisi olduğunu farkında olmayanlar. Sadece nefes alıp, yer, içer böylece ölmeden yaşarlar. Hiçbir şey bilmezler ama bunun farkında bile değillerdir. Ayrıca öğrenmek de istemezler. Leo Da Vinci bu kişiler için şöyle diyor; “Temel bedensel ihtiyaçlarını görmek için yaşayanlar.” Pascal ise; “Hiçbir şey bilmeyen cahiller” diyor.

2-Bilen ama uygulamayanlar;
Bu kişiler birçok konuda fikir sahibidir. Hatta okumayı bile severler. Ama okuduklarını hayatlarına geçirmedikleri için bilgiyi sadece süs gibi kullanırlar. Konfüçyüs’ün şu sözünü ilk okuduğumda ben bunun neresindeyim diye günlerce kendimi sorgulamıştım.

“ÖĞRENDİKLERİNİ İÇSELLEŞTİR, İÇSELLEŞTİRDİKLERİNİ ÖĞRET”
Bilgiler beynimize girer, orda harmanlanır ve çıkar. Eğer bilgileri harmanlamadan çıkarırsak kitap gibi konuşuruz. Bilgiler bize ait değildir. Eğer harmanladıktan sonra başkalarına aktarmazsak çatlarız.

3-Yeterli bilgiye sahip ve uygulayan dahiler;
Onlar bildiklerinin farkındadırlar. Okuduklarını hayatlarına geçirirler. Günden güne gelişirler. Bir gün önceyi beğenmezler. Hep ileri, hep ileri giderler. Onlar için öğrenme hayatlarının olmazsa olmazıdır. Okumadıkları gün yaşamadıklarını düşünürler.

Bu konuda Konfüçyüs’de çok düşünmüş ve düşüncelerini şöyle açıklamış;
Bildiğini bilenin, arkasından gidiniz
Bildiğini bilmeyeni, uyandırınız
Bilmediğini bilene öğretiniz
Bilmediğini bilmeyenden kaçınız

Bu yazım ile vermek istediğim mesaj şu; özgüven eksikliği, çevresine “HAYIR” diyememenin nedeni bilgi eksikliğinden gelir. Bazen de bildiğini bilmeme, bazen de bildiğini uygulamama. Her şeyin başı okumak ve çevreyi gözlemlemektir. Sadece okumak yeterli olmaz. Hayat sadece okuyarak öğrenilmez. Öğrendiklerini hayata geçirip yaşamak gerekiyor. Bildiklerini insanlarla paylaşmalısın, ki bu öğrenmenin bir yoludur. Başkalarından da bilgi almalısın.
En güzel alışveriş bilgi alışverişidir.
Tülay Bilin
Sevgiler


tulayb18@gmail.com


Arşiv

Kategorilere Göre Yazılar

Son Yazılar

Takvim

Ağustos 2017
P S Ç P C C P
« Kas    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031