Tülay Bilin-ce

Posts Tagged ‘Erkekler

Bu haftaki yazımı hafta ortalarında yazıp Maksimum.com göndermiştim. Ama son anda fikir değiştirdim ve bu yazının yayınlanması için editör arkadaşa rica ettim. Çünkü bu sabah bu düşünce ile uyandım. Pazar sabahı saat 06.00 ve ben bilgisayarın başındayım. Kafamın içindeki sorgulamayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dün Hürriyet Gazetesi’nin (10.3.2007 tarihli gazete) Güzin Abla köşesinde bir yazı okudum. Güzin abla bir erkeğin yazdığı bir yazıyı köşesine taşımış. Yazıyı aslında okudum geçtim. Ama demek ki bilinç altım yazıyı sorgulama bölümünde tutmuş ki bu sabah 06.00 gibi bu yazıyı düşünerek uyandım ve hemen yazmak için oturdum.

Yazıyı yazan erkek yeni tanıştığı bir kız ile cinsel ilişkiye giriyor ve kızın bekaretini aldığını ifade ediyor. Ondan sonra da başına gelmedik kalmıyor. Kızın onunla tanışmayı ve birlikte olmayı planladığı, amacının evlenmek olduğu ortaya çıkıyor. Mahkemeler, tacizler, tehditler vs. adamın hayatı zindan oluyor. Buraya kadar yazının konusunu özetledim. Yazının tamamını okumak isteyen internetten yazıyı bulup okusun. Benim yazmak istediğim düşüncelerim ise şöyle;

Bir kadın ile erkek tanıştığı zaman kadın genellikle çekingen durur. Öyle ilk seferden birlikte olmak gibi bir düşüncesi yoktur. Bu arada olanlar yok mu? Var tabii. Ama istisnalar kaideyi bozmaz diye düşünüyorum. Çünkü onlar azınlıktalar.

Kadının çekingen durmasındaki neden, karşısındaki erkeği tanımaktır. Hırlı mıdır, hırsız mıdır, sapık mıdır diye düşünür. Emin olmadan birlikte olmaz. Güven çok önemlidir onun için. Hele bu bakire bir genç kız ise asla böyle bir ilişkiye evlenmeden girmez. İlişki ilerledikten sonra birlikte olduğu erkeği çok severse sırf ona aşkını ispat etmek için evlenmeden olabilir. Yani aşktan kaynaklanan bir kendini feda durumudur. Eğer onun için bekaretin önemi yoksa sorun değil, ama yine de birlikte olacağı adamı özenle seçer. Bu mutlaka aşık olduğu biri olur.

Peki kadınların bu kadar seçici olmaları neden? Neden kendilerini bu kadar kasıyorlar? Çünkü güven istiyorlar. Amaçları sadece cinsellik değil. Amaçları duygularının tatmini. Hadi bu genel olarak kadınların tavrıdır diyelim. Bu genelin içinde bazı özel gruplar vardır. Diyelim ki kadın özgür. Onun cinselliğe bakış açısı biraz daha geniş. Buna rağmen kadın yeni tanıştığı erkekle birlikte olmaz. Ne kadar güven oluşmuş bile olsa, erkeğin fikirlerini öğrenmek ister. Kadın için erkeğin hayatın içindeki duruş biçimi de çok önemlidir. En azından birkaç kere arkadaşça birlikte olup erkeğin genel hayata bakışıyla ilgili fikirlerini öğrenmek ister. Çünkü istemediği bir ilişki yaşamaktan çok korkar. Çünkü şiddetten çok korkar. Çünkü yanlış bir ilişkinin hayatına getireceği olumsuzluklardan korkar. Ailesi, sosyal çevresinden utanır. Ayrıca sabah uyandığı zaman yanında sevdiği ve hoşlandığı bir erkek görmek ister. Yani kadın seçicidir.

Oysa erkeğin böyle korkuları yoktur. O ilk tanıştığı bir kadınla birlikte olabilir. Onun için kadının kafasının pek önemi yoktur. Hayatın içindeki duruş biçiminden ona ne. Ellerini yıkar olur biter. Hani Türkiye’deki erkeklerin ilişkileri için şöyle denir ya; “Kadın erkeğin elinin kiridir, ellerini yıkar ve biter.”

Tamam hepimiz bu fikirle büyüdük. Ama eğitimin bu düşünceyi artık değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir erkek de seçici olmalı. Birlikte olmak istediği kadını iyice tanımadan onunla cinsel ilişkiye girmeyi ret etmesi gerekli. Çünkü kimse ilk günden anlaşılmaz. Biraz sohbet kadının olaylara bakış açısını anlatır. Eğer erkek seçici olursa sabah uyandığında kadının yanından bir an önce kaçmalayım diye düşünmez. Ama erkeklerin böyle bir düşüncesi olmuyor çünkü onun gücü var. O nasıl olsa kötü de olsa kurtulabilir. Kadınlar nazik ve narin varlıklardır. İki kere aramasan, işim var bugünlerde desen anlar ve köşesine çekilir üzüntüsünü kendi içinde yaşar. Ya da erkek güç kullanır. Kadını sindirir, korkutur. Erkek elini yıkar olay biter.

Kadının gücü ise beynindedir. Kötü niyetli bir kadından kurtulmak oldukça zordur. Çünkü kadın beyniyle hareket eder. Boşuna dememişler; KADININ FENDİ, ERKEĞİ YENDİ diye.

Güzin ablanın köşesindeki yazıda karşısındakini daha iyi tanımadan birlikte olan erkeğin başına gelenler inanılmaz bir zeka örneği. Kadın zekasının önüne geçmek mümkün değildir.

Burada ifade etmek istediğim şudur. Neden erkekler bir kadınla tanıştıklarında seçici davranmazlar. Eğer kadın birlikte olmayı istese bile erkek; “Biz daha yeni tanıştık. Birbirimizi tanımamız gerekli. Benim için senin kafa yapın önemli. Bir kadın beyinsel olarak beni etkilemeli. Önce seni tanımam gerekli. Henüz birlikte olmak istemiyorum. Bunu zamana bırakalım.” demez.

Böyle düşünen erkekler yok mu? Var tabii. Entelektüel beyne sahip bir erkek bunu böyle düşünür. Oysaki Güzin Ablanın köşesindeki yazıdaki erkek üniversite mezunu, yüksek lisans yapmış, iyi bir kariyer sahibi, çevresinde saygı ve gıpta ile söz edilen bir kişilik olduğunu yazıyor. Neden hep seçici davranan kadınlar oluyor. Neden erkekler için bunların önemi yok. Bence bilgi beyne girdiği zaman bunun erkeği kadını olmadan hayata dair davranış biçimi oluşturmalı.

Erkeklerin davranışını eleştirmemdeki neden ise; onların çok kıymetli olmasından. Onlarsız bir dünya düşünemiyor olmamdan. Kendilerini biraz daha değerli görmeleri gerektiğini düşünüyorum. Biraz daha seçici olmalılar. Yani kendilerine ve bedenlerine biraz daha saygı duymalılar. Özellikle beyinlerine saygılı davranmalılar.

Ya da Platon’un sözünü düşünmeliler; EN BÜYÜK ZAFER, İNSANIN KENDİNE HAKİM OLMASIDIR.
Şunu unutmayın, biz kadınlar için siz çok önemlisiniz. Sizin kaliteniz bizim de kalitemizi arttırır.

Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Erkekler bizi anlamakta zorlandıklarını hatta anlamadıklarını söylüyorlar. Belki de haklılar.

Adamın biri bir gün ormanda gezerken birden bire karşısına bir cin çıkmış. “Dile benden ne dilersen…ama sadece bir tek şey dileyeceksin.” Demiş. Adam düşünmüş; “Amerika ile Türkiye arasına bir köprü yapmanı istiyorum.” demiş
Cin bunun çok zor olduğunu yapamayacağını başka bir şey istemesini söylemiş. Adam; “Peki o zaman ben kadınları hiç anlamıyorum, bana onların sırrını ver.” Demiş. Cin şöyle cevap vermiş; “Sen nerden nereye köprü istiyordun?” 🙂

Bakar mısınız köprü yapmak daha kolay geldi. Eh işte kadınların anlaşılması bu kadar zor demek.

Evet kadınlar gerçekten zorlar ama onları çözmek de erkeklerin görevi. Eğer erkek ne istediğini bilirse kendi isteğine göre uyum sağlayacak bir kadın bulabilir. Peki bu nasıl olacak. Şimdi kadınların küçük sırlarını vermek istiyorum. Aslında kadınlar kızmayın sakın. Ne yapayım artık bazı şeyleri bilmeleri gerekli. Çünkü onlar’sız hayat asla olmuyor.

Bir kadını beğendiğiniz zaman, eğer onunla birlikte olmak istiyorsanız ve bunu sadece bakışlar ile belirttikten sonra sakın ona flört etmeyi teklif etmeyin. O zaman kadın hemen geri çekilir. Çünkü açıkça istediğini söylemenin bir çok sakıncaları var. Çünkü kadın herhangi bir erkekle değil, istediği erkekle beraber olmak ister. Onun için evet demenin risklerini göze alamaz ve doğal olarak hayır demek zorunda kalır. Bunu neden yapar çünkü henüz sizi tanımamıştır.
Kadın bir erkeğin kendisine ilgi duyduğunu hemen anlar. Buradan sonra tamamen strateji uygulamak gerekiyor. Kadını bir yere davet edebilirsiniz. Hiçbir şey ima etmeye gerek yok. Eğer kadın kabul eder gelirse, o zaman o da erkeği beğenmiştir zaten. Bu davetlerin en az üç kere olması gerekiyor. Bazen bir akşam yemeği, bazen bir sabah kahvaltısı, bazen bir sabah yürüyüşü vs. Eğer kadın bunlara sesini çıkartmıyor ve geliyorsa olay bitmiştir. Artık açılma zamanı gelmiştir. Kadın erkeği önce tanımak ister, ona güvenmek ister onun için hemen evet demez.

Eğer ilk buluşmada hemen teklifler yağdırırsanız, kaybedebilirsiniz. Tabii ki riski göze alıyorsanız siz bilirsiniz.
İnsanların tamamı süprizden hoşlanır. Küçük hediyeler harika olur. Ama bunlar asla pahalı hediyeler değil. Yoldan gelirken komşunun bahçesinden bir tek gül olabilir. Çok küçük hoşluklar harika olur.

Kadınların en büyük korkusu kolay kadın olarak görünmektir. Yani hakkımda ya yanlış düşünürse diye korkar.. İşte bu düşünce en modern kadında bile vardır. Bu duygular hem benim hem de çevremdeki bir sürü kadının düşüncesi. Bunlara katılmayanlar olabilir tabii. Ben bütün kadınlar böyledir demek istemiyorum. Ama istisnalar kaideyi bozmaz. Onu çok sevdiğini söylemeniz yeterli değildir. Kadın sevgisinin eyleme dökülmesini görmek ister.

ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan
içi içine sığmaz artık ve anlar ki, suya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
“Sırf senin hatırın için ey su” diye…

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı
bir şeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba
“Su beni seviyor mu?” diye düşünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle… Halbuki çiçek,
alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya “Seni seviyorum der. Su, “Ben de seni
seviyorum” der. Aradan zaman geçer ve çiçek
yine “Seni seviyorum” der. Su, yine “Ben de” der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler…

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya “Seni seviyorum.” der.

Su da ona “Söyledim ya ben de seni seviyorum.” der
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek
artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler
çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine…

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
başını döndürerek çiçek, suya der ki; “Seni ben,
gerçekten seviyorum.” Çok hüzünlenir su bu durum
karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır
nedir sorun diye…Doktor gelir ve muayene eder
çiçeği. Sonra şöyle der doktor: “Hastanın durumu
ümitsiz artık elimizden bir şey gelmez.”

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir
bakar suya ve der ki: “Çiçeğin bir hastalığı yok dostum…
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
“Seni seviyorum” demek yetmemektedir…

Şunu unutmayalım kadınlar bir çiçektir. Eğer bütün bunları yaptığınız halde hala nazlanıyorsa o zaman aradığınız kadın o değil demektir. Boşuna zaman kaybetmeyin. Ayrıca kadınlar istemedikleri erkekle asla beraber olmazlar ve bunu da belli ederler. Eğer hoşlandıysa ve güvendiyse kendini rahat bırakır. Ama üstene giderseniz kaybedebilirsiniz.

Erkeklerin şöyle dediğini duyar gibiyim; “Ya neden ben bu kadar fedakarlık yapayım..o benim peşimden koşsun, biraz da fedakarlık etsin.” Bu söylemekte çok haklısınız. Bir erkeğin peşinden koşan hatta arkadaşlık teklif eden kadın yok mu? Var tabii. Ama azınlıkta. Unutmayalım biz geri kalmış bir ülkenin kadınları ve erkekleriyiz. Eğitim konusunda ciddi eksikliklerimiz var. Bunları aşmamız zaman alır. Gerçi bakıyorum kadınlar inanılmaz ilerleme kaydettiler. Ama yine de bir toplum baskısı var. Benim ve çevremdeki birkaç kadının bunları aşmış olması yeterli değil. Küçük azınlık genele tesir etmez. Üstelik bu ilişkiler Anadolu’da çok daha farklı. Orada gelenek görenekler hakim. Ben bütün bunları büyük şehirlerde yaşayan özgür kadınlar için yazıyorum. Ne kadar özgür de olsak ısrarcı olunmasını isteriz.
Bilirsiniz belki;

Kadın hayır derse belki demektir.
Kadın belki derse evet demektir.
Zaten hemen evet deyen kadını da bulmak zordur.

Kadın önce kendine verilen değeri görmek ister. Hele arkadaşlığın ilk gününde bir takım cinsel birlikteliği ima etmek kadını kabuğuna çekilmeye zorlar. Korkutmadan yavaş yavaş yaklaşmayı deneyin. Uzun süre hiçbir şey teklif etmeyin ama sadece çok ilgi gösterin. O zaman kadın teklifte bile bulunabilir.

İnşallah sırlarımızı verdiğim için kadınlar bana kızmazlar. Ama neden kızsınlar ki sadece işimizi kolaylaştırıyorum. Belki bu taktiği uygulayan erkekler çıkar da kadınlar da rahat eder.

Biliyorum bu fikirlere evet /hayır diyen bazı kişiler olabilir. Fikirlerinizi okumayı çok istiyorum. Lütfen yazımın altındaki mail adresime görüşlerinizi yazarsanız çok sevinirim. Her maili dikkatle okuyorum ve cevap yazıyorum.

Sevgilerimle
TÜLAY BİLİN
tulayb18@gmail.com

Etiketler:

Arşiv

Kategorilere Göre Yazılar

Son Yazılar

Takvim

Haziran 2017
P S Ç P C C P
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930