Tülay Bilin-ce

Posts Tagged ‘Hayır diyememe

Sayın Tülay hanım yazılarınızı hiç kaçırmadan takip ediyorum ve çok beğeniyorum bunda da çok samimiyim. Ben üniversite öğrencisiyim ve evde kalıyorum 2 arkadaşımla. Bizim bir sorunumuz var. Biz kimseye hayır diyemiyoruz yani birisi bir şey istediğinde biz hayır diyemiyoruz fakat onun olmasını da istemiyoruz.Nasıl bir yol çizmeliyiz ki arkadaşlarımızı kırmadan hayır diyebilelim….
İLGİLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM

Bu mail 2 gün önce geldi. Onlara söz verdim. Size cevabımı sitede vereceğim dedim. Böylelikle konuyu diğer okuyucularımla da paylaşmış olurum diye düşündüm.

Gelen maillerden anladığım kadarıyla bu sorun toplumda çok yaygın. Bunu çok iyi anlıyorum. Çünkü bu sorunu yaşamış ve bu sorundan kurtulmuş bir insanım. Onun için nasıl kurtulduğumu da anlatmak istiyorum.
Öncelikle neden ‘Hayır’ diyemediğimizi farkında mıyız acaba. Okuduklarımdan, gözlemlerimden ve yaşadıklarımdan neden hayır diyemediğimizi şöyle sıralayabilirim;
1- Kaybetme korkusundan
2- Beğenilmemek korkusundan
3- Sevilmemek korkusundan ‘Hayır’ diyemiyoruz.
Bu üç korku bizi etkisi altına aldığından istemediğimiz halde ‘Hayır’ diyemediğimiz bazı tekliflere ya da fikirlere evet demek zorunda kalıyoruz.
Sürekli ‘Hayır’ diyememenin tehlikeli tarafları da vardır;
1- Çevrenizde inandırıcılığınızı kaybedersiniz,
2- Hiçbir zaman kendinize ait fikriniz olamaz,
3- İnsanın kendine saygısı kalmaz,
4- Bir bakarsınız ki başkalarının hayatını yaşıyorsunuz,

Yıllar yıllar önceydi. Bütün derdim ‘Hayır’ diyememekti. Nasıl yapacağımı bilemiyordum. Öncelikle yukarıda yazdıklarımı da henüz bilmiyordum. Hayatımı yaşayamıyordum. ‘Hayır’ dersem insanlar beni sevmez ya da darılır giderler ve yalnız kalırım korkularını yaşıyordum. Papağan gibi kim ne derse haklısın demekten de utanıyordum. Buna bir çare bulmam gerekliydi. Benim en büyük özelliğim bu işi iyi yapan insanları gözlemlemek oldu. En sonunda kendimle bir oyun oynayama karar verdim. Gelen tekliflere ‘Hayır’ deme oyunu oynamaya başladım. Ama içimde hep korku vardı. Terk edilmek ve sevilmemek ya da hep fikirlerime itiraz edilecek korkusu. Ama ‘Hayır’ derken makul nedenler buluyordum. ‘Hayır’ demeye başladım. Bir baktım ki kimse ne darıldı ne karşı çıktı ne de beni sevmekten vazgeçtiler. Aksine arkadaşlar arasında daha saygın biri haline geldim. Nasıl olsa Tülay hayır demez fikri silindi ve bir de Tülay’a da soralım lafları dolaşmaya başladı.
Çok rahatlamıştım. Hayatımın en önemli sorununu hallettim. O zamandan sonra hayatım değişmeye başladım. Birey olmaya başladım. Ben olmaya başladım. Artık başkalarının hayatını değil kendi hayatımı yaşıyordum. Mutlu olmaya o tarihten sonra başladım. Ondan sonra araştırdım. ‘Hayır’ diyememenin arkasında duran korkuları buldum. Kendimle yüzleştim ve artık istediğim zaman ‘Hayır’ diyebiliyordum ve hala da diyorum.

Saygılarımla,
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Reklamlar

Bu hafta gelen maillere genel bir cevap vermek istiyorum. Gençlerin ortak özelliklerinin bir tanesi, özgüven eksikliği. İkincisi de çevresindekilere “HAYIR” diyememe. Kızların yanında aşırı utangaç durmak gibi nedenler. Bu hafta gelen maillerin çoğu bu konu ile ilgiliydi. Onlara cevap verdim ama genel olarak tekrar yazarsam başkaları da faydalanır diye düşündüm.

Bugüne kadar okuduklarımdan çıkarttığım sonuca göre 3 tip insan vardır.

1-Bilmediklerini bilmeyenler;
Bu tip kişiler sadece bedensel yaşamlarını sürdürürler. Başımızın üstünde taşıdığımız o et parçasının bir çok becerisi olduğunu farkında olmayanlar. Sadece nefes alıp, yer, içer böylece ölmeden yaşarlar. Hiçbir şey bilmezler ama bunun farkında bile değillerdir. Ayrıca öğrenmek de istemezler. Leo Da Vinci bu kişiler için şöyle diyor; “Temel bedensel ihtiyaçlarını görmek için yaşayanlar.” Pascal ise; “Hiçbir şey bilmeyen cahiller” diyor.

2-Bilen ama uygulamayanlar;
Bu kişiler birçok konuda fikir sahibidir. Hatta okumayı bile severler. Ama okuduklarını hayatlarına geçirmedikleri için bilgiyi sadece süs gibi kullanırlar. Konfüçyüs’ün şu sözünü ilk okuduğumda ben bunun neresindeyim diye günlerce kendimi sorgulamıştım.

“ÖĞRENDİKLERİNİ İÇSELLEŞTİR, İÇSELLEŞTİRDİKLERİNİ ÖĞRET”
Bilgiler beynimize girer, orda harmanlanır ve çıkar. Eğer bilgileri harmanlamadan çıkarırsak kitap gibi konuşuruz. Bilgiler bize ait değildir. Eğer harmanladıktan sonra başkalarına aktarmazsak çatlarız.

3-Yeterli bilgiye sahip ve uygulayan dahiler;
Onlar bildiklerinin farkındadırlar. Okuduklarını hayatlarına geçirirler. Günden güne gelişirler. Bir gün önceyi beğenmezler. Hep ileri, hep ileri giderler. Onlar için öğrenme hayatlarının olmazsa olmazıdır. Okumadıkları gün yaşamadıklarını düşünürler.

Bu konuda Konfüçyüs’de çok düşünmüş ve düşüncelerini şöyle açıklamış;
Bildiğini bilenin, arkasından gidiniz
Bildiğini bilmeyeni, uyandırınız
Bilmediğini bilene öğretiniz
Bilmediğini bilmeyenden kaçınız

Bu yazım ile vermek istediğim mesaj şu; özgüven eksikliği, çevresine “HAYIR” diyememenin nedeni bilgi eksikliğinden gelir. Bazen de bildiğini bilmeme, bazen de bildiğini uygulamama. Her şeyin başı okumak ve çevreyi gözlemlemektir. Sadece okumak yeterli olmaz. Hayat sadece okuyarak öğrenilmez. Öğrendiklerini hayata geçirip yaşamak gerekiyor. Bildiklerini insanlarla paylaşmalısın, ki bu öğrenmenin bir yoludur. Başkalarından da bilgi almalısın.
En güzel alışveriş bilgi alışverişidir.
Tülay Bilin
Sevgiler


tulayb18@gmail.com


Arşiv

Kategorilere Göre Yazılar

Son Yazılar

Takvim

Ekim 2017
P S Ç P C C P
« Kas    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031