Tülay Bilin-ce

Posts Tagged ‘kırılma noktası

Hiç birimiz dünyaya bilgi dolu olarak gelmeyiz. İyi veya kötüyü bu dünyada öğreniriz. 18 yaşına geldiğimizde de olgunluk çağına ulaşmış olamayız. Çünkü fikirlerimizi sürekli değiştirerekten ve de hata yaparaktan öğreniriz hayatı. Şimdi geriye dönüp baktığımda ne çok hata yaptığımı görüyorum. Kendimi bildim bileli değişim yaşıyorum. Kim bilir bundan sonrada ne çok değişim yaşayacağım. Değişim yaşamak olumlu da olabilir olumsuz da. Bu kişinin seçimidir. Diyeceksiniz ki ben hep acılar yaşadım onun için negatif olarak değiştim. Acılardan iyi dersler çıkarırsak bize pozitif olarak geri döner. Bakın Dostoyevski’nin bakış açısına; “İNSANIN RUHUNU YÜCELTEN BİR ACI, UCUZ BİR MUTLULUKTAN EVLADIR.”

Bazen bir günde yaşadığımız büyük acılar bize on yılda yaşayacağımız kadar olgunluk verir. Yeter ki ders almasını bilelim. Bundan eminim çünkü gençliğimde yaşadığım büyük acılar bugünkü Tülay’ı yarattı. Yaşadığım büyük acıya gelince daha önce yazılarımı okuyanlar bilirler ama yine de burada tekrarlamak istiyorum. Çok gençtim daha hayatı yaşayacak vaktim bile olmamıştı ki doktorlar benden ümidi kesmişlerdi. Çok az ömrümün kaldığını söylemişlerdi. Hastalığı yenmemin tek çaresi olarak da stresi hayatımdan çıkartmak olduğunu ifade etmişlerdi. Ama hala yaşıyorum. Çünkü acılardan dersler çıkarttım ve değişim yaşadım. Bunu nasıl başardın derseniz; Okuyarak ve çevremdeki insanları gözlemleyerek başardım.

J.R.Cowell’in şu cümlesini okuduğum zaman hayatım değişti: “ANCAK APTALLAR VE ÖLÜLER DÜŞÜNCELERİNİ HİÇ DEĞİŞTİRMEZLER” Ben aptal değildim. Henüz ölmediğime göre düşüncelerimi değiştirmek zorundaydım. Ya da ölmemek için değişmek zorundaydım.

Fikirlerimiz 18 yaşındayken farklı, 38 yaşındayken farklı, 58 yaşındayken farklı. Çünkü değişiyoruz. Acılar ve mutluluk yüzünden değişiyoruz. Bazen başkalarına akıl veririz. Oysaki öncelikle biz değişebiliyor muyuz? Yüzyıllardır insanlar kendilerini değiştirmek konusunda hep geri adım atıyorlar ki Tolstoy bile insanlara şöyle demiş; “HERKES DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEYİ DÜŞÜNÜYOR, KİMSE KENDİNİ DEĞİŞTİRMEYİ DÜŞÜNMÜYOR.”

Daha eski yazılarımdan birinde kırılma noktasını anlatan bir yazı yazmışım. Hatta bu konuyu televizyonda bile işlemiştim. Bazen hayatta çok zorlanırız. İşte o noktada merdivenin bir üst basamağına atlayabilirsek bu zorluğu yendik demektir.

Hayatımızdaki değişimi sağlayanlardan biri de okumaktır. Ben büyük değişimlerimi okumakla sağladım diyebilirim. Üzerinde günlerce düşündüğüm kitaplarım oldu. Bazı önemli cümleleri yazıp evin her tarafına astığım oldu. Gidip geldim okudum. Bunu hala bugün bile yapıyorum.

Değişim çağa ayak uydurmaktır ya da bulunduğun ortama. Ayak uyduramayanlar da profesyonel yardım almalılar bence.

EĞER SON BİRKAÇ YILDA ÖNEMLİ BİR FİKRİNİZİ DEĞİŞTİRİP YENİSİNİ EDİNMEDİYSENİZ, HEMEN NABZINIZI KONTROL EDİN; ÖLMÜŞ OLABİLİRSİNİZ” G.BURGESS

Yaşamak çok güzel 🙂

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Eski yazılarımdan birinde “Kırılma Noktaları”nı anlatmıştım. Hatta bunu bir televizyon programında da anlatmıştım. İnsan bazen sıkılır. Bir türlü ilerleyemez. Enerjisi vardır ama ne yapacağını bilemez. Çünkü kendini tanımadığı için ne yapacağına bir türlü karar veremez. Hedeflerini belirleyemez. Yani Kırılma Noktası yaşar. Ya yerinde sayar ilerleyemez. Ya da bir çıkış yolu arar. İşte bu anda kişisel gelişim devreye girer.

Bana birçok kişi mail atıyor. “Ne yapacağımı bilmiyorum bana yardım edin” diyorlar. Ben de şöyle cevap veriyorum. Önce karar vermelisin. 3 tip yardım alabilirsin. Birincisi doktora gitmek ve ilaç kullanmak. İkincisi psikolojik yardım almak. Üçüncüsü de bir kişisel gelişim uzmanından yardım almak.

Kişisel gelişim uzmanı psikolojik yardım veremez. İlaç ise asla veremez. Ruh ve zihinsel sağlığı yerinde olan insanların yaşam kalitelerini yükseltmek için yol gösterir. Asla kişinin çocukluğuna inip yaşadığı travmaları belirlemek gibi bir misyona sahip değildir. Kişisel gelişim uzmanı geçmişle ilgilenmez. İleriye dönük hayatı ile ilgilenir. Bir kişisel gelişim uzmanı kişinin ileriye dönük hedeflerini belirlemesi için yardım eder. “Ben kimim?” sorusunun cevabını vermesi için ona sorular sorar. Potansiyelini ortaya çıkartmasına yardım eder. İçindeki cevheri çıkartmasını öğretir. Zamanı iyi kullanmasını öğretir. Motivasyonunu artırır. En önemlisi kendine güven sağlamanın yollarını gösterir. Bütün bunları öğrenmenin getirdiği faydaları anlatır. Kendine güven ve huzur duyacağını anlatır. Duyacağı güven ve huzur sayesinde hedeflerine ulaşmanın keyfini anlatır.

Ben kişisel gelişime çok inanan biriyim. Kişilerin öğretim hayatı üst düzeyde olabilir. Ama yaşamayı öğrenmek ve ondan keyif almayı bilmek için farklı bir eğitim gerektiğine inanlardanım. Yoksa üniversite hocalara kişisel gelişim dersi verebilir miydim? Kendi dallarında uzman olmuş bilim insanlarına ders vermek zor olurdu.

24 Ağustos 2008 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde bir haber okudum. Bu düşüncelerimi doğrulayan bir yazıydı. Çok kısa olarak yazmak istiyorum:

PATRONLARIN YENİ GÖZDESİ KİŞİSEL GELİŞİM PROGRAMLARI
“İş dünyasında yeni trend kişisel gelişim programları oldu. MBA’den yabancı dil eğitimine, stresi yönetmekten topluluk önünde konuşma becerisine kadar her türlü kurs ve eğitim programını gündemlerine alan CEO ve patronlar, kişisel gelişimde birbirleriye yarışıyor. Eskiden sadece master ve MBA programlarına ilgi gösteren patronlar, artık vücut dili ve motivasyon kurslarından stresle mücadele ve iş-yaşam dengesine kadar geniş bir listeye sahipler.”
Sevgiler
Tülay Bilin

tulayb18@gmail.com


Arşiv

Kategorilere Göre Yazılar

Son Yazılar

Takvim

Ağustos 2017
P S Ç P C C P
« Kas    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031