Tülay Bilin-ce

Posts Tagged ‘paylaşmak

Hepimizin bu dünyaya bir geliş nedeni olduğuna inanıyorum. Yaşadığımız sürece insanlara karşı görevlerimiz olmalı. Benim görevim de okuduğum ve öğrendiğim her şeyi sizlerle paylaşmak olduğuna inanıyorum. Bunun adına da misyon diyorum. Bu dünyadaki misyonumun paylaşım olmasından çok memnunum.

Hepimizin birbirimizden daha iyi bildiği bilgiler var. Bunların paylaşılmasından yanayım. Çünkü bilgiler beynimizin içine girer orda harmanlanır yani kendi yorumumuzu elde ederiz. Bu bilgilerin beynimizden akması gerekli diye düşünüyorum. Yoksa beynimiz bilgiden boğulur. Ama bu bilgilerin doğru olmasına dikkat etmeliyiz. Bildiklerimizi de saklamaya gerek yok. Büyük düşünür PLATON bu konuda şöyle demiş; “BİLİRKEN SUSMAK, BİLMEZKEN SÖYLEMEKTEN DAHA KÖTÜDÜR”

O zaman doğru yoldayım. Üstelik ben bu yazıları yazarken sürekli okumak zorundayım. Öğreniyorum ve öğretiyorum. Ayrıca öğretirken yeniden öğreniyorum. İnanın, bana da çok faydası oluyor. Sokrates’in de aynı fikirde olması beni mutlu ediyor: “ÖĞRENDİĞİN HER ŞEYİ İÇSELLEŞTİR, İÇSELLEŞTİRDİĞİN HER ŞEYİ ÖĞRET.”

Paylaşmanın ne zararı olabilir ki. Sizlerden gelen maillerden anladığıma göre çok da faydalı oluyorum. Birçok kişi yazılarımı okuyarak hayatına yön verdiğini yazıyor. Demek ki Mevlana’nın dediğini yapıyorum: “BİR MUM DİĞER BİR MUMU TUTUŞTURMAKLA IŞIĞINDAN BİR ŞEY KAYBETMEZ”

Işığımdan bir şey kaybetmediğim gibi her gün biraz daha aydınlandığımı hissediyorum. Ama daha çok uzun yolum var. Ölene dek öğrenmeye ve öğretmeye devam edeceğim. Çünkü yaşamak için bir nedenim var. Bu neden beni ayakta tutuyor ve yaşama keyfi veriyor. Bu keyif de her türlü zorluğu yenmemi sağlıyor. Beni tembellikten kurtarıyor. Yaşlanmak istemiyorum. Belki fiziksel yaşlanmalara mani olamam ama beyinsel yaşlanmaya mani olabilirim: “İNSANI VAKTİNDEN ÖNCE YIPRATAN BİR ŞEY VARSA, O DA TEMBELLİKTİR” HZ. ALİ

Hazreti Ali’nin dediğine katılıyorum. Bazı günler canım tembellik etmek istiyor ama bunu abarttığım zaman yerimden kalkmakta bile zorluk çekiyorum. Hatta bir can sıkıntısı başlıyor. Sonra aklıma LA BRUYERE’nin sözü geliyor ve hemen harekete geçiyorum: “CAN SIKINTISI DÜNYAYA TEMBELLİKLE BERABER GELMİŞTİR”

Tembel olarak geçirdiğim günlerin acısını çıkarır gibi deli gibi okumaya başlıyorum. Çünkü boş geçirdiğim günleri yaşanmamış olarak görüyorum. Arada sırada tembellik harika bir şey ama abartmamak gerektiğine inanıyorum. Öğrenmeden geçirdiğim günlerde yerimde sayıyorum. Hiçbir yeni fikir öğrenmeyince beynimdeki hücreler bile ölüyor. Kendimi yenileyemiyorum. Aklıma yeni fikirler gelmiyor. Fikirlerimi değiştirebilmem için öğrenmem gerekli ki eskisiyle mukayese yapabileyim. JAMES CANANT’ın sözü aklıma gelince harekete geçiyorum: “ANCAK APTALLAR VE ÖLÜLER DÜŞÜNCELERİNİ HİÇ DEĞİŞTİRMEZLER”

Ben ne aptalım ne de ölüyüm. Yaşıyorum ve deliler gibi yaşamak istiyorum. Yaşamın hakkını vermek istiyorum. Ataol Behramoğlu’nun bu şiiri daima bana yol göstermiştir. Haftada en az 2 kere okuyorum. Her okuyuşumda içime bir sevinç doğuyor. Yaşama dört elle sarılıyorum. Size de keyifli bir okuma diliyorum.

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Reklamlar

En büyük zevkim kitapçı dolaşmaktır. Saatlerce bakarım bakarım. Adeta kendimi kaybederim. Bütün kitapları almak gelir içimden. Eskiden kitapçıya gittim mi en az 10 tane kitap alırdım. Artık bir tane bir tane alıyorum. Sanki aldığım kitapları evimde hapsediyormuşum gibi bir his içine giriyorum. Çünkü kitap demek bilgi demek. Bilginin hapsolması hoşuma gitmiyor.

Eskiden bir arkadaşım bana bir kitap tavsiye ettiğinde asla onunkini almazdım. Mutlaka o kitaptan benim de bir tane olsun ve kütüphanemde dursun. Tabii bu davranış yıllar içinde çok büyük bir kütüphanem olmasına yol açtı. Artık kitaplar eve sığmaz oldu. Oysaki bilgi paylaşıldıkça büyüyen bir şeydir. Bu düşünceye inanıyordum ama kitaplarımdan bir türlü vazgeçemiyordum. Bir yıl önce bir gün kitaplarımla vedalaştım. Bütün kitapları kolilere koydum. Tam 20 koli oldu. Gazetede okumuştum Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile bir kargo şirketi anlaşmışlar. Kolileri evinizden gelip alıyorlar ve ihtiyacı olan okullara götürüyorlar. Bu işlemi hiçbir ücret almadan yapıyorlar. Ben Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin çalışma şekline çok güveniyorum. Öğrencilere burs verme çalışmasında çok başarılı oldular. Binlerce öğrenciye burs verdiler. Hatta ben de 4 tane üniversite öğrencisine burs verdim. Üniversite 1’den aldım son sınıfa kadar devam ettim. Onun için kitaplarımı da onlara teslim ettim.

Kitaplar gidince kütüphane boşaldı. Şimdi yeniden dolmaya başladı. O kitapları fakir öğrencilerin okuyacağını bilmek beni çok rahatlattı. İnanılmaz mutluluk duyuyorum. Bundan sonra asla kitapları evimde tutmamaya herkesle paylaşmaya karar verdim. Çünkü; BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA BÜYÜR

Günümüzde bu kadar çok kitapçının olmasının nedeni neden dersiniz? Çünkü milyonlarca insan bildiklerini yazarak çevreleriyle paylaşıyorlar. Kitabevleri de bu bilgilerin bizlere aktarılmasını sağlayan ticari yerler. Farkında mısınız artık insanlar bilgi satarak çok paralar kazanıyorlar. Eskiden bu kadar kitabevi mi vardı? Şimdi mağaza gezer gibi kitabevi geziyoruz. (Tabii ki büyük şehirlerde) Açılan her bir kitabevi bana inanılmaz mutluluk veriyor. Yani bilginin paylaşılması.

Benim burada yayınlanan yazılarımın da nedeni bilgi paylaşımı. Bütün bildiklerimi, kitaplardan okuduğum bilgilerin harmanını ve hayat tecrübemi sizlere aktarıyorum. Sizlerden gelen maillerden anlıyorum ki yazılarım çok beğeniliyor. Özellikle traj raporlarına baktığım zaman oldukça fazla okurum var.

Yazılarımı Maksimum.com sitesinde yazıyorum. Ama google girdiğim zaman görüyorum ki çok fazla site yazılarımı sitelerinde kullanıyorlar. Bunun benim için hiç mahsuru yok. Önemli olan bilginin çoğalarak daha çok insana ulaşması. Başka başka sitelerin yazılarımı kullanmasından çok memnunum. Ama iyi bir okuyucu bilginin kaynağını da bilmek ister. Maksimum.com sitesindeki yazılarımın altında mail adresim ve “Tülay Bilin kimdir?” diye bir bölüm var. Yazılarımı alan bazı siteler bu bölümü almıyorlar. Yazılarımın altına sadece Tülay Bilin diye yazmışlar. Oysaki sadece mail adresimi yazmaları bile yeterli. Önemli olan okuyucunun bana ulaşması ve akıllarına takılan soruları bana sormaları. Çünkü ben de gelen maillerden besleniyorum. Onların sorduğu bazı sorulardan yeni yazılar çıkarıyorum. Yazılarımı diğer internet siteleri kullanabilir ama lütfen altına mail adresimi yazmak koşuluyla. Ancak o zaman el el tutuşup büyük halkalar halinde yayılabiliriz.

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Etiketler:

Arşiv

Kategorilere Göre Yazılar

Son Yazılar

Takvim

Aralık 2017
P S Ç P C C P
« Kas    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031